ABD’nin İran’daki üç nükleer tesise gerçekleştirdiği hava saldırısının ardından, Tahran yönetiminden misilleme sinyalleri gelmeye başladı. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, saldırılarda kullanılan ABD üslerinin artık “meşru hedef” olduğunu açıkladı. Bu açıklama, bölgedeki tansiyonun daha da yükseleceğine işaret ederken, İran’ın ilk hedefi konusunda önemli ipuçları verdi.
ABD ordusunun, İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerini hedef aldığı saldırının ardından ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun “son derece başarılı” olduğunu belirtmiş ve Fordo tesisine tam kapasiteli bomba atıldığını duyurmuştu. Bu açıklamalarla birlikte İran’dan misilleme beklentisi de hız kazandı.
İran Devrim Muhafızları, ABD’nin “barışçıl nükleer tesislere saldırarak” kendisini doğrudan çatışmanın ön cephesine yerleştirdiğini ifade etti. İngiliz BBC ve Daily Telegraph gibi yayın organlarına göre, İran’ın ilk hedeflerinin başında Irak ve Suriye’deki ABD üsleri yer alıyor. ABD’nin bölgede 20’ye yakın askeri noktada 40 ila 50 bin askerinin bulunduğu, bu üslerin büyük bölümünün İran füzelerinin menzili içinde olduğu belirtiliyor.
Ayrıca Hizbullah, Hamas, Irak’taki Şii milis gruplar ve Yemen’deki Husiler gibi İran’a yakın güçlerin, ABD’ye karşı saldırı ihtimali de değerlendirmeler arasında. İran’ın bu grupları devreye sokması halinde saldırıların bölgesel çapta genişlemesi muhtemel görülüyor. Husilerin, özellikle Kızıldeniz’deki ABD gemilerini hedef alabileceği konuşuluyor.
Bir diğer önemli senaryo ise Hürmüz Boğazı’nın kapatılması. Dünya petrol taşımacılığının %20’sinin gerçekleştiği bu boğazın mayınlanarak trafiğe kapatılması, küresel enerji piyasasında ciddi dalgalanmalara neden olabilir. Bu riskin farkında olan ABD, bölgeye ikinci bir uçak gemisi gönderirken, F-22 ve F-35 savaş uçaklarını da üslerin korunması için konuşlandırdı.
New York Times, Hamaney’in mesajının İran’ın nasıl bir misillemede bulunacağını göstereceğini belirtirken, İran liderinin güvenlik nedeniyle sığınakta olduğu ve iletişiminin kesildiği yönünde bilgiler paylaşıldı. Bu nedenle doğrudan halka seslenememesi, karar mekanizmasının kapalı kapılar ardında işlediğini gösteriyor.
Öte yandan İsrail’in 13 Haziran’da başlattığı ve İran’ın askeri ve nükleer altyapısını hedef aldığı saldırılarda, 9 nükleer bilim insanı ve üst düzey komutanlar dahil olmak üzere yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti. İran Sağlık Bakanlığı, saldırılarda 430 sivilin öldüğünü, 3.500'den fazla kişinin yaralandığını açıkladı. İran’ın misillemesinde ise İsrail kaynaklarına göre 24 kişi öldü, 1272 kişi yaralandı.
İran’ın askeri yanıtı ve Hamaney’in belirlediği yeni hedefler, önümüzdeki günlerde Orta Doğu'daki dengeleri daha da sarsabilir. Bölgedeki gelişmelerin hem askeri hem diplomatik cephede yoğun şekilde takip edilmesi bekleniyor.