İstanbul’da yaşanan bir hırsızlık vakası, hukuk sisteminin çocukların yüksek yararını gözeten hükümlerinin nasıl suistimal edilebildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Hakkında 170 ayrı suç kaydı bulunan 38 yaşındaki Pınar Ura, geçtiğimiz günlerde Kartal’da bir mühendisin evinden yaklaşık 493 bin lira değerinde ziynet eşyası çalınması olayının şüphelisi olarak yakalandı. Ancak Ura, daha önceki pek çok örnekte olduğu gibi bu kez de “12 çocuğum var, en küçüğü henüz birkaç aylık” savunmasıyla serbest bırakıldı.
Güvenlik kameraları sayesinde tespit edilen Ura ve yanındaki 18 yaşındaki Hülya Sucu, 1 Temmuz’da Başakşehir’de gözaltına alındı. Şüphelilerden Hülya Sucu, hakkında kesinleşmiş hapis cezası olduğu gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Pınar Ura hakkında ise geçmişte olduğu gibi yine tutuklama kararı verilmedi.
Adli kayıtlar, Pınar Ura’nın 167 hırsızlık, 2 kimlik hırsızlığı, 1 resmi evrakta sahtecilik gibi suçlardan toplam 170 dosyası bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca 4 konut dokunulmazlığı ihlali ve 7 ayrı hırsızlık suçundan arandığı da belirlendi. Buna rağmen Ura, 2022 yılından bu yana birçok kez yakalanmasına rağmen her defasında hamilelik veya küçük çocuğu olduğu gerekçesiyle cezaevine girmekten kurtuldu.
Hakkında daha önce özel haberlere konu olan ve benzer biçimde hamilelik bahanesiyle defalarca salıverilen Ceylan Çiçek vakası, Ura’nın durumu ile karşılaştırılıyor. Her iki örnekte de dikkat çeken husus, anne olmanın ceza infazında bir avantaj olarak kullanılması.
Konuya ilişkin görüş bildiren avukat Gizem Gonce, Türk Ceza Kanunu’nun “çocuğun yüksek yararı” ilkesini gözettiğini belirterek, hamilelik ya da küçük çocuk sahibi olmanın tutukluluğun ertelenmesine neden olabileceğini ancak suçun tekrar edilmesi ve aynı gerekçenin sürekli öne sürülmesi durumunda yargının farklı kararlar alabileceğini vurguladı. Gonce, "Bu gibi durumlarda sağlık raporları, hastane belgeleri ve sosyal hizmet değerlendirmeleri titizlikle incelenmelidir. Aksi takdirde cezasızlık algısı güçlenir" dedi.
Yetkililer, Pınar Ura’nın serbest bırakıldığı her dosyada ayrı adliyelerde ifade verdiğini ve bunların çoğunda, yasaların tanıdığı hakları suistimal ederek özgürlüğünü koruduğunu belirtiyor.