Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde hayatını kaybetmesine ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yeni gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında daha önce tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol, önceki anlatımları ile 155 ihbar kaydı, HTS verileri, kolluk tutanakları ve diğer tanıkların ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğu değerlendirmesi üzerine yeniden ifadeye çağrıldı. “Yalan tanıklık” suçlamasıyla şüpheli sıfatıyla ifade veren Demirkol, savcılıktaki işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi. Hâkimlik, dosyada yer alan kayıtları ve tanık anlatımlarını değerlendirerek Demirkol’un tutuklanmasına karar verdi. Demirkol ise savcılık ve hâkimlik ifadelerinde olayların yaklaşık 10 yıl önce yaşandığını, ayrıntıları hatırlamakta zorlandığını ve gerçeğe aykırı ifade verdiği yönündeki suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Soruşturmadaki önemli başlıklardan bazılarını Denizolgun’un ölümü sonrası yapılan 155 ihbarı, Demirkol’un olay günü bulunduğu yer, telefon görüşmeleri ve kendisini aile doktoru olarak tanıtıp tanıtmadığına ilişkin kayıtlar oluşturuyor.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık sıfatıyla alınan ilk ifadesinde sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söyledi.
Riva Polis Merkezi Amirliği tarafından hazırlanan 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında ise ihbarın Demirkol’un kullandığı telefon üzerinden gerçekleştirildiği, arayan kişinin kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği kaydedildi.
Savcılık tarafından söz konusu kayıt sorulduğunda Demirkol, aramayı kendisinin yapıp yapmadığını hatırlamadığını belirtti. Telefonunu olay yerinde açıkta bıraktığını söyleyen Demirkol, başka kişinin kendi telefonundan arama yapmış olabileceğini savundu.
HTS Kayıtları Ve İfadeler İncelendi
Soruşturma dosyasındaki diğer başlık Demirkol’un olay günü bulunduğu yere ilişkin anlatımı oldu. İlk ifadesinde Kısıklı’daki ikametinde olduğunu söyleyen Demirkol’a, savcılık sorgusunda 6 Eylül 2016 saat 18.12 ile 8 Eylül 2016 saat 17.46 arasında Kısıklı bölgesinde baz kaydının bulunmadığı bildirildi.
Demirkol, söz konusu kayıtlara karşı olay günü ikametinde olduğunu savundu ve baz kayıtlarının neden farklı çıktığını bilmediğini söyledi.
Savcılık ayrıca 7 Eylül 2016 tarihinde saat 21.16 ile 21.42 arasında Hisar Hastanesi adına kayıtlı telefonla art arda görüşmeler yapıldığına ilişkin HTS kayıtlarını Demirkol’a sordu. Doktor, söz konusu görüşmelerin ayrıntılarını hatırlamadığını ifade etti.
Dosyada Hilmi Tuna Kuriş’in olay yerindeki durumuna ilişkin kayıtlar da ele alındı. Demirkol ilk anlatımında çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu kişinin bulunduğunu söylemişti. Olay yeri inceleme raporunda ise Hilmi Tuna Kuriş’in de bölgede bulunduğuna yönelik kayıt olduğu belirtildi.
Savcılık, Demirkol ile Kuriş arasında aynı gece art arda telefon görüşmeleri bulunduğunu bildirdi. Demirkol ise Kuriş ile konuşup konuşmadığını veya kendisinin olay yerinde bulunup bulunmadığını hatırlamadığını savundu.
Mahkemeden Nurettin Demirkol İçin Tutuklama Kararı
Demirkol, hâkimlik sorgusunda olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini belirterek ayrıntıları net şekilde hatırlayamadığını söyledi. Uzun yıllar doktorluk yaptığını, çok sayıda hasta ve ölüm vakasıyla karşılaştığını ifade eden Demirkol, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu iddiasını kabul etmedi.
Denizolgun’u gördüğü sıradaki durumuna ilişkin de konuşan Demirkol, olay yerine ulaştığında eski bakanın hayatını kaybetmiş olduğunu söyledi. Denizolgun’un ağzında sıvı gördüğünü ancak sıvının ne olduğunu belirleyemediğini ifade etti. Adli tıp uzmanı olmadığını söyleyen Demirkol, ölüm zamanına ilişkin kesin değerlendirme yapamayacağını belirtti.
Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği; HTS raporları, önceki tanık ifadeleri, diğer tanıkların anlatımları ve kolluk kayıtları arasında çelişkiler bulunduğu değerlendirmesinde bulundu. Hâkimlik, dosyadaki mevcut delil durumunu dikkate alarak adli kontrol tedbirlerini yeterli görmedi ve Demirkol’un “yalan tanıklık” suçundan tutuklanmasına karar verdi.
Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma devam ediyor. Demirkol hakkındaki suçlama ise devam eden adli süreç kapsamında değerlendirilecek.