Biyoeşdeğer Hormon Tedavisi: Gerçekten Mucize Mi, Yoksa Bilimsel Sınırları Aşan Bir Abartı Mı?

Menopoz semptomlarına çözüm sunduğu ve ömrü uzattığı iddia edilen biyoeşdeğer hormon tedavisi, son dönemin popüler sağlık konularından biri haline geldi.

SAĞLIK - 10-07-2025 13:07

Son dönemde özellikle sosyal medya aracılığıyla hızla yayılan bir sağlık trendi, kadınların ilgisini çekmeye devam ediyor: Biyoeşdeğer Hormon Tedavisi (BHRT). Menopoz sürecinde yaşanan semptomlara çözüm sunduğu, cildi gençleştirdiği, yaşam süresini uzattığı ve hiçbir yan etkisinin bulunmadığı öne sürülen bu tedavi yöntemi, giderek daha fazla kişi tarafından bir "mucize" olarak lanse ediliyor. Peki, bu iddiaların bilimsel karşılığı nedir?

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe, BHRT’ye dair kamuoyunda oluşan algıları ve bilimsel gerçekleri detaylı şekilde yanıtladı. Dr. Kocatepe’ye göre, BHRT yeni bir buluş değil. Uzun yıllardır bilinen hormon replasman tedavilerinin günümüzde daha doğal bir formda sunulması olarak değerlendiriliyor. En önemli fark ise artık sentetik hormonlar yerine bitki kaynaklı estradiol ve progesteron gibi, insan vücudundaki hormonlarla birebir aynı yapıda olan maddelerin kullanılması.

BHRT’nin menopoz döneminde görülen sıcak basması, gece terlemesi, uyku bozukluğu, ruh hali dalgalanması ve cilt kuruluğu gibi semptomların hafifletilmesinde etkili olduğu bilimsel olarak kabul ediliyor. Ayrıca, kemik erimesi ve kalp sağlığı açısından da erken dönemde başlandığında faydaları bulunabiliyor. Ancak bu faydaların hormonu ne şekilde aldığınızdan çok, ne zaman ve ne dozda aldığınızla ilgili olduğunu unutmamak gerekiyor.

Tedavinin bireyselleştirilmiş versiyonları da mevcut. Eczanelerde kişiye özel olarak hazırlanan formlar, teoride “terzi işi” tedavi olarak sunulsa da bu tür uygulamalar henüz geniş ölçekli bilimsel verilerle desteklenmiş değil. Ayrıca, yanlış dozlama, kalite farklılıkları ve maliyet gibi sınırlamalar nedeniyle uzmanlar tarafından her hastaya önerilmiyor.

BHRT’nin “doğal” olması, güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Meme kanseri, rahim kanseri, damar tıkanıklıkları ve pıhtılaşma riski gibi klasik hormon tedavilerine benzer riskler taşıyabiliyor. Özellikle hormon tedavisinin 60 yaş sonrası veya menopozdan 10 yıl sonra başlanması, bazı kalp-damar komplikasyonlarını artırabiliyor. Bu nedenle, hormon tedavisine başlamadan önce mutlaka detaylı bir sağlık taraması yapılması, risk faktörlerinin değerlendirilmesi gerekiyor.

Ayrıca, “BHT ömrü uzatıyor, yaşlanmayı durduruyor” gibi anti-aging iddiaların da bilimsel temeli bulunmuyor. Bu tür iddialar, çoğu zaman gözlemsel verilere veya bireysel deneyimlere dayanıyor ve geniş ölçekli klinik çalışmalarla desteklenmiş değil.

Türkiye’de BHRT’ye erişim, reçeteli eczane ürünleriyle kolaylaşmış durumda. Ancak SGK yalnızca standart ilaçları karşılıyor; kişiye özel formüller ve yurt dışından getirtilen ürünler masrafı hastaya yüklüyor. Etkinin görülmesi birkaç gün ila birkaç haftayı bulabilirken, yanlış doz kullanımı ya da uygunsuz hasta seçimi durumunda istenmeyen sonuçlarla karşılaşmak mümkün.

Biyoeşdeğer hormon tedavisi, doğru hasta grubunda, uzman takibinde ve bilimsel esaslara uygun şekilde kullanıldığında etkili bir seçenek olabilir. Ancak medyada yansıtıldığı gibi “yan etkisiz, mucizevi ve herkese uygun” bir çözüm değildir.

Günün Diğer Haberleri