ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için uluslararası bir koalisyon kurma girişimi beklenen desteği göremedi. İran’ın, ABD ve İsrail saldırıları sonrası stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı kapatması küresel enerji piyasalarında büyük bir sarsıntıya yol açtı. Bu gelişmelerin ardından Washington yönetimi, savaş gemileriyle geçiş güvenliğini sağlamak için müttefiklerine çağrıda bulundu. Ancak birçok ülke bu çağrıya mesafeli yaklaşarak askeri bir operasyona katılmayacağını açıkladı. Yaşanan gelişmeler, bölgede tansiyonu daha da yükseltirken, enerji arzı ve küresel ticaret açısından kritik bir sürecin yaşandığını ortaya koyuyor.
ABD Koalisyon Çağrısına Katılmayan Ülkeler Netleşti
ABD’nin güç kullanarak Hürmüz Boğazı’nı açma planına birçok ülke açık şekilde karşı çıktı. Avustralya, bölgeye savaş gemisi göndermeyeceğini net bir dille ifade ederken, yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri’ne savunma desteği kapsamında uçak gönderebileceğini duyurdu.
Japonya hükümeti ise Hürmüz’e yönelik askeri bir planlarının bulunmadığını açıkladı. Çin tarafı da askeri müdahale yerine diplomasi vurgusu yaparak gerilimin düşürülmesi gerektiğini belirtti.
Avrupa’dan da benzer açıklamalar geldi. Almanya ve Yunanistan, askeri operasyona katılmayacaklarını duyururken, İtalya çözümün diplomasi olduğunu vurguladı. İspanya ve Fransa’nın da ABD’nin bu çağrısına sıcak bakmadığı ifade ediliyor.
İngiltere Ve Diğer Ülkelerin Tutumu Dikkat Çekiyor
ABD Başkanı Donald Trump, özellikle İngiltere’nin bu sürece mesafeli yaklaşmasını eleştirdi. Ancak İngiltere Başbakanı Keir Starmer, askeri katılım yerine diplomatik temasların sürdürüldüğünü açıkladı. Bu durum, Batı ittifakı içinde de görüş ayrılıklarının olduğunu gözler önüne serdi.
Trump, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün büyük kısmının Çin ve müttefik ülkeler tarafından kullanıldığını belirterek bu ülkelerin sürece daha fazla dahil olması gerektiğini savundu. Ancak gelen açıklamalar, ülkelerin doğrudan askeri bir çatışmaya dahil olmak istemediğini ortaya koydu.
Küresel enerji arzının önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, yalnızca bölgesel değil küresel bir risk olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, askeri müdahale yerine diplomatik çözüm yollarının ön plana çıkmasının daha büyük bir krizin önüne geçebileceğini belirtiyor.