İstanbul'da sıcaklıkların artmasıyla birlikte bazı ilçelerde ölüm riski yüzde 20'ye kadar çıkabiliyor. Marmara Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel bir araştırma, özellikle kentleşme yoğunluğu düşük bölgelerin sıcak hava dalgalarına karşı daha kırılgan olduğunu ortaya koydu. Uzmanlara göre, bu durum yalnızca altyapı eksikliğiyle değil, aynı zamanda bireylerin yüksek sıcaklığa uyum düzeyiyle de ilgili.
Son yıllarda iklim değişikliği etkisiyle artış gösteren aşırı sıcaklar, İstanbul’da halk sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. Özellikle 65 yaş üstü bireylerde sıcak çarpması ve ısıya bağlı sağlık sorunları ciddi oranda artış gösteriyor. Araştırmalara göre, günlük sıcaklıklar 30,9 dereceyi geçtiğinde yaşlı bireyler için ölüm riski yüzde 20,9 oranında artıyor.
Yapılan analizler, merkez ilçelerde ölüm riskinin yüzde 16 civarındayken, Adalar, Çatalca, Şile gibi kentleşme seviyesi düşük bölgelerde bu oranın yüzde 18-19,5 seviyesine kadar çıktığını gösteriyor. Kent merkezinde ısıya alışkın bireyler, sıcak hava dalgalarına karşı daha dirençli olurken, banliyö bölgelerdeki bireyler bu değişime karşı daha savunmasız kalabiliyor.
Sıcak hava dalgalarının etkisini azaltmak için alınabilecek bazı önlemler ise şöyle:
Binalarda yalıtım sistemlerinin güçlendirilmesi ve hava sirkülasyonu sağlanması
Kamusal alanlarda serinleme merkezleri ve gölgelik alanlar oluşturulması
Toplu taşımada klimalı ve erişilebilir sistemlerin yaygınlaştırılması
Riskli gruplar için erken uyarı sistemlerinin devreye alınması
Kırsal ve düşük yoğunluklu bölgelerde sağlık hizmetlerinin artırılması
Meteoroloji uzmanları, 25-27 Haziran tarihleri arasında etkili olacak sıcak hava dalgasının, Kuzey Afrika üzerinden geldiğini ve İstanbul’da sıcaklıkların 39 dereceye kadar çıkabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmaması, bol su tüketilmesi, açık renkli ve hafif kıyafetler giyilmesi yönünde uyarılarda bulunuyor.
İstanbul’un yaşlanan nüfusu göz önünde bulundurulduğunda, önümüzdeki yıllarda sıcak hava dalgalarına bağlı sağlık sorunlarının artabileceği öngörülüyor. Bu nedenle iklime duyarlı şehir planlamaları, kamusal sağlık stratejileri ve bireysel önlemler büyük önem taşıyor.