Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte uzmanlar, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman fark edilmeyen mevsimsel duygudurum bozukluğuna karşı uyarıyor. Halk arasında “kış depresyonu” olarak bilinen bu durum, sadece mevsimsel yorgunlukla karıştırılmamalı. Mamak Devlet Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Selim Fidan, TRT Haber’e yaptığı açıklamada bu bozukluğun sanıldığından çok daha yaygın ve ciddi bir tablo olduğunu belirtti.
Dr. Fidan’a göre, gün ışığının azalması beyin kimyasını doğrudan etkiliyor. Uyku süresinin artması, enerji kaybı, karbonhidrat isteği, kilo alımı ve çökkün ruh hali, bu dönemde sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Bu tablo ilkbahar ve yaz aylarında kayboluyorsa, durum basit bir yorgunluk değil, tıbbi olarak “Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu” olarak tanımlanıyor.
Melatonin ve Serotonin Dengesi Bozuluyor
Kış aylarında gün ışığına maruz kalma süresi azalınca vücutta melatonin hormonu daha uzun süre salgılanıyor. Bu da kişide artan uyku isteği, halsizlik ve motivasyon kaybına neden oluyor. Aynı zamanda serotonin üretiminin düşmesi, ruh halini doğrudan etkileyerek keyifsizlik, ilgi azalması ve sosyal çekilme gibi durumlara yol açabiliyor. Tüm bu biyolojik değişiklikler, vücudun iç saati olan sirkadiyen ritmin bozulmasına sebep oluyor.
Dr. Fidan, belirtilerin günlerce değil haftalarca sürdüğüne dikkat çekerek, mevsimsel depresyonun iş ve sosyal yaşamı önemli ölçüde etkileyebileceğini belirtiyor. Ayrıca geçmişte depresyon geçirmiş olanlar, uzun süre kapalı ortamda çalışanlar ya da gece vardiyasına kalanlar için riskin daha yüksek olduğunu vurguluyor.
Mevsimsel depresyonun tedavisinde en etkili yöntemlerden biri fototerapi, yani ışık tedavisi olarak öne çıkıyor. Bu yöntemle, beynin biyolojik saati yeniden düzenlenerek hormon dengesi sağlanıyor. Gerektiğinde psikoterapi ve ilaç tedavisi de uygulanabiliyor. Ancak tüm bu süreçlerin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerekiyor.
Korunma yöntemleri arasında ise her gün dışarı çıkarak doğal güneş ışığından faydalanmak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, uyku düzenine dikkat etmek ve sağlıklı beslenmek öne çıkıyor. Özellikle Omega-3 ve B vitamini açısından zengin bir diyetin, duygudurum üzerinde olumlu etkiler sağladığı belirtiliyor. Sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi, sevdiklerle vakit geçirilmesi de psikolojik destek açısından önem taşıyor.
Dr. Fidan, risk grubunda olan bireylerin belirtileri göz ardı etmemesi ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemesi gerektiğinin altını çiziyor.