Marmara Denizi özellikle Gemlik Körfezi çevresinde son haftalarda hızla artan denizanası yoğunluğu, balıkçıları zorlarken sofralara yansıyacak etkileriyle vatandaşın gündemine oturdu. 1 Eylül itibarıyla yeni av sezonunun başlamasıyla denize açılan balıkçılar, ağlarını denize bıraksa da balık yerine denizanası toplamak zorunda kalıyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca balıkçıları değil, balık fiyatları üzerinden vatandaşı da doğrudan etkileyeceğini vurguluyor. Balıkçılar, ağların dolması ve zarar görmesi nedeniyle avlanmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini belirtiyor.
Uzmanlara göre denizanaları, balıkların larva ve yumurtalarını tüketerek popülasyonları azaltıyor, aynı zamanda balıkların beslendiği zooplanktonla rekabete girerek onların gelişimini engelliyor. Özellikle lüfer, palamut, hamsi, mezgit, istavrit ve kefal gibi Marmara’ya özgü türlerin sayısında düşüş yaşanabileceği ifade ediliyor. Bu da sezon boyunca tezgâhlara yansıyacak yüksek fiyatların habercisi olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl lüferin kilosu 1500 liraya kadar yükselmişti; bu sezon da denizanası sorunu nedeniyle benzer fiyat artışları bekleniyor.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Su Ürünleri Uzmanı Dr. Nurçin Killi’ye göre, bu artışın arkasında insan kaynaklı aşırı kirlilik, yapılaşma ve kontrolsüz avcılık bulunuyor. Denizlerdeki büyük balıkların azalması, denizanalarının doğal düşmanlarını ortadan kaldırıyor. Killi, “Biz bu canlıları kendimiz çoğaltıyoruz,” diyerek çevre bilinci çağrısı yapıyor. Ayrıca liman ve iskele gibi yapılarda denizanası poliplerinin tutunup çoğalabildiği belirtiliyor.
Marmara'da yaygın olarak görülen türlerden Aurelia sp. ve Rhizostoma pulmo, hem büyük boyutlarıyla hem de cilt temasında oluşturdukları etkiyle sadece deniz yaşamını değil, insan sağlığını da tehdit ediyor. Özellikle yaz aylarında denize giren vatandaşlar için alerjik reaksiyonlar, kaşıntı, ağrı ve cilt yanıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, yoğun denizanası görülen bölgelerde denize girilmemesi ve temas durumunda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtiyor.
Gemlik Su Ürünleri Başkan Vekili Kadir Aksu, denizanası yoğunluğunun bu zamana kadar görülmemiş boyutlara ulaştığını ve bu yıl balıkçılar için ciddi zorluklar oluşturduğunu ifade ediyor. Müsilajla birlikte Marmara Denizi’nin son yıllarda büyük bir çevresel baskı altında olduğunu vurgulayan Aksu, kıyı balıkçılığının geleceği için endişeli. Özellikle eylül, ekim ve kasım aylarında yoğun avlanan lüfer ve palamut gibi türlerde ciddi kayıplar yaşanabileceği belirtiliyor.
Denizanası yoğunluğu, yalnızca balıkçıların gelirini azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda turizm sektörünü de olumsuz etkiliyor. Geçmişte İzmir Körfezi’nde yaşanan benzer yoğunluk, tatilcilerin planlarını iptal etmesine ve işletmelerin zarar etmesine neden olmuştu. Benzer bir senaryonun bu yıl Marmara kıyılarında da yaşanması ihtimal dâhilinde.
Uzmanlar, çözüm için geç kalınmadan deniz ekosisteminin korunması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde denizanası gibi fırsatçı türlerin çoğalması, ekolojik dengeyi bozarak ekonomik kayıplara yol açmaya devam edecek.