Metin Özçelik göreve geri mi dönüyor, Danıştay 5. Dairesi’nin iptal kararı ne anlama geliyor, KHK ile kesinleşen ihraç statüsü değişti mi? Kamuoyunda geniş yankı bulan karar sonrası gözler HSK sürecine çevrilirken, hukukçular dosyada iki ayrı idari işlem bulunduğuna dikkat çekiyor. Peki iptal kararı doğrudan mesleğe dönüş yolu açıyor mu, yoksa yalnızca 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu kapsamında tesis edilen farklı işleme mi ilişkin? Ceza yargılamasında verilen beraat kararı idari yargı yönünden bağlayıcı kabul ediliyor mu? Danıştay kararında karşı oy bulunması ve Danıştay savcısının ret yönünde mütalaa vermesi kararın hangi yönlerini tartışmaya açtı? Hukukçulara göre mevcut tablo, Metin Özçelik’in yeniden kamu görevine dönmesi anlamına gelmiyor.
Danıştay Kararı Hangi İşlemi Kapsıyor?
Metin Özçelik hakkında Danıştay 5. Dairesi tarafından verilen iptal kararının, KHK kapsamında kesinleşen ihraç işlemini ortadan kaldırmadığı belirtiliyor. Hukukçulara göre karar, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca tesis edilen ayrı idari işlemle ilgili. Bu nedenle kararın, doğrudan göreve dönüş sonucu doğurmadığı ifade ediliyor.
Dosyada 2014 ve 2015 yıllarında yürütülen bazı soruşturmalar kapsamında tutuklu bulunan emniyet görevlileri ve medya yöneticilerinin tahliye taleplerine ilişkin süreç de yer aldı. Anayasa Mahkemesi kayıtlarında, Metin Özçelik ve Mustafa Başer başvurusuna konu olaylarda tahliye taleplerinin hangi dosyalar üzerinden ele alındığına dair ayrıntılar aktarılmıştı.
Hukukçular Göreve Dönüş İddiasını Nasıl Değerlendirdi?
Hukukçular, Özçelik’in KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin statünün devam ettiğini, Danıştay kararının bu statüyü kaldırmadığını değerlendiriyor. Bu nedenle kamu görevine dönüşün mevcut hukuki durumda mümkün olmadığı belirtiliyor.
Kararda ceza yargılamasında verilen beraat kararının dikkate alındığı, ancak beraat gerekçesinin idari yargı bakımından mutlak bağlayıcılık taşımadığı ifade edildi. İnceleme sırasında heyetten karşı oy çıkması ve Danıştay savcısının davanın reddi yönünde görüş sunması da kararın tartışılan başlıkları arasında yer aldı. Bu süreçte HSK’nın karara itiraz edeceğine yönelik haberler de kamuoyuna yansıdı.