Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi kırsalındaki Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 19 gün sonra dere yatağında çuval içinde, üzeri taşlarla örtülmüş halde bulunan 13 yaşındaki Narin Güran’ın ölümüne ilişkin davada dikkat çeken yeni bir gelişme yaşandı. Daran-2 Üs Bölgesi’ne ait güvenlik kamerası görüntüleri, yurt dışında Hindistan merkezli adli bilişim firması Brilliant Forensic Investigation (BFI) tarafından 8K çözünürlüğe yükseltilerek analiz edildi. Söz konusu görüntüler, Yargıtay incelemesinde dikkate alınmak üzere avukat Onur Akdağ aracılığıyla Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne sunuldu.
Avukat Akdağ, yapılan analiz sonucunda Narin Güran’ın patika yoluna yöneldiği sırada Nevzat Bahtiyar’a ait olduğu değerlendirilen bir gölgenin ortaya çıktığını ve bu gölgenin kısa süre sonra Narin’i patikadan ahır yönüne doğru götürdüğünü belirtti. Görüntülerde küçük gölgenin 15.19.54’te aniden kaybolduğu, büyük gölgenin ise ahır istikametine ilerlediği görüldü. Rapora göre bu durum, Narin Güran’ın burada kaçırıldığı ihtimalini kuvvetlendirdi.
Aynı zamanda kamera görüntülerinde Arif Güran’ın evinde ya da çevresinde olay saatlerinde insan veya araç hareketliliğine rastlanmadığı belirtildi. Nevzat Bahtiyar’ın “Narin’in cesedini Arif Güran’ın evinden aldım” yönündeki ifadesinin görüntülerle örtüşmediği vurgulandı. Ayrıca köyden yalnızca bir aracın ayrıldığı, bu aracın koyu renkli ve muhtemelen kırmızı olduğu, Daran-2 güvenlik kamerasına da yansıdığı aktarıldı.
Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 28 Aralık 2024 tarihinde Salim Güran, Enes Güran ve Yüksel Güran’a “çocuğa karşı iştirak halinde kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise “suç delillerini gizleme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Karar istinafa taşınmış, dosya Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne gönderilmişti. Mahkeme, sanıklara verilen cezaları oy çokluğuyla onadı. Ancak mahkeme başkanı karara muhalefet şerhi düşerek, dosyada bulunan kamera görüntülerinin, DNA bulgularının ve baz kayıtlarının yeterli düzeyde değerlendirilmediğini belirtti. Şerhte ayrıca, üç sanığın birlikte ve kısa sürede Narin’i öldürdüğü yönündeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğu ifade edildi.
Avukat Akdağ, Narin Güran’ın vücudunda PSA (prostat spesifik antijen) tespit edildiğini, ancak bu bulgunun araştırılmadığını, olayın cinsel istismar boyutunun göz ardı edildiğini öne sürdü. PSA’nın failin tespitinde önemli bir delil olduğunu söyleyen Akdağ, bu konuda ilk duruşmadan itibaren talepte bulunduklarını ancak araştırılma yapılmadığını ifade etti. Ayrıca dijital delillerin de yeterince incelenmediğini belirterek, Salim Güran’ın telefonunun olay saatlerinde aktif olarak internete bağlandığını, sosyal medya uygulamalarını kullandığını, buna karşın Nevzat Bahtiyar’ın telefonunun hiçbir dijital iz taşımadığını vurguladı.
Görüntülerin iyileştirilmesi sürecinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde görev yapan bir yazılım mühendisi ile çalışıldığını ifade eden Akdağ, BFI raporunun yanı sıra Alman adli bilim uzmanı Prof. Dr. Dirk Labudde ve Ulusal Kriminal Büro’nun önceki raporlarında hatalar tespit edildiğini, güvenilirliğin zayıf bulunduğunu söyledi. Ayrıca Bahtiyar’ın daha önceki üç ifadesinde çelişkiler olduğunu belirten Akdağ, bu ifadelerde Narin’in cesedini önce arabadan aldığını, sonra kendi evine getirdiğini, ardından Arif Güran’ın evinden aldığını söylediğini, bu durumun güvenilirlikten uzak olduğunu belirtti.
Yargıtay’a sunulan temyiz dilekçesinde, Salim Güran’ın tahliyesi ve dosyanın duruşmalı olarak ele alınması talep edilirken, Nevzat Bahtiyar hakkında “çocuğun kasten öldürülmesi”, “cinsel istismar” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması istendi. Akdağ, Güran ailesinin soruşturma boyunca tek taraflı biçimde kriminalize edildiğini, Nevzat Bahtiyar’ın ise etkin bir şekilde sorgulanmadığını savundu. Kamera görüntülerinin davada eksik bırakılan birçok karanlık noktayı aydınlattığını dile getiren avukat, sürecin adil biçimde yeniden değerlendirilmesini talep ettiklerini açıkladı.