İsrail'in İran’a yönelik saldırılarında hedef alınan Natanz Nükleer Santrali, dünya kamuoyunun dikkatini yeniden bu bölgeye çevirdi. Tesis, siber saldırılar, hava bombardımanları ve sabotaj iddialarıyla sık sık gündeme geliyor. Son olarak, tesiste çevresel kirlilik tespit edildiği bildirildi. Yaşanan gelişmeler, İran'ın uranyum zenginleştirme programını ve nükleer enerji tesislerinin güvenliğini tartışmaya açtı.
İsrail’in İran’a yönelik son hava saldırıları başkent Tahran dahil birçok şehri hedef aldı. Bu saldırılarda özellikle Natanz Nükleer Santrali gibi uranyum zenginleştirme merkezlerinin vurulduğu bildirildi. İran Atom Enerjisi Kurumu, tesiste belirli düzeyde kirlilik oluştuğunu doğruladı. Ancak yeraltındaki tesislerde bir hasar olup olmadığı netlik kazanmadı.
İran, 2000’li yılların başından bu yana Natanz, Arak ve Fordo gibi nükleer tesislerde uranyum zenginleştirme faaliyetlerine hız vermişti. Özellikle Natanz Nükleer Santrali, hem konumu hem de kapasitesiyle İran'ın nükleer programının sembol merkezlerinden biri haline geldi.
İran'ın nükleer programı 1950’li yıllarda ABD'nin desteğiyle başlamıştı. Ancak 1979’daki devrim sonrası duraksayan çalışmalar, 1990'lı yıllarda yeniden hız kazandı. 2003 yılında duyurulan Natanz Nükleer Santrali, Batılı ülkelerin radarına girdi. Bu tarihten itibaren uluslararası denetimlerle birlikte diplomatik gerilim de artış gösterdi.
Tesis, zaman içinde birçok saldırının hedefi oldu. En dikkat çekeni, 2010 yılında keşfedilen Stuxnet adlı siber virüstü. Bu virüs, santraldeki santrifüjlerin çalışmasını sabote ederek zenginleştirme sürecini durdurdu. Ayrıca 2020 ve 2021 yıllarında yaşanan patlamalar ve elektrik kesintileri de tesisi gündeme taşıdı.
Artan saldırılar sonrası İran, Natanz’a yer altı nükleer tesisi inşa etmeye başladı. Uydu görüntüleri, bu tesisin özel koruyucu betonlarla inşa edildiğini ortaya koydu. Ancak İsrail’in son saldırılarında yer altı bölümünün hedef alınıp alınmadığı henüz açıklanmadı.
Uranyum zenginleştirme işlemi, nükleer enerji üretiminin temelini oluşturuyor. Ancak aynı süreç, belirli bir oranın üstünde gerçekleştiğinde nükleer silah üretiminde de kullanılabiliyor. Batılı ülkeler bu nedenle İran’ın nükleer programını şüpheyle izlerken, Tahran yönetimi faaliyetlerinin tamamen barışçıl olduğunu savunuyor.
Natanz Nükleer Santrali, tüm bu süreçlerin merkezinde yer almasıyla küresel güvenlik politikalarının en sıcak başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.