Gazze Şeridi’nde süregelen askeri operasyonlar kapsamında, İsrail ordusu tarafından Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne düzenlenen saldırıda 5’i gazeteci, 5’i sağlık çalışanı olmak üzere 20 Filistinli hayatını kaybetti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetimi, gelen tepkilere rağmen saldırıyı bir "kazadan ibaret" olarak nitelendirdi.
İsrail Başbakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, “İsrail, bugün Gazze’deki Nasır Hastanesi’nde meydana gelen trajik kazadan derin üzüntü duymaktadır. İsrail, gazetecilerin, sağlık personelinin ve tüm sivillerin çalışmalarına değer vermektedir. Tek hedefimiz Hamas’ı yenmek ve rehinelerimizi eve getirmektir” ifadeleri yer aldı.
Gazze’de yaşanan bu son saldırı, 7 Ekim 2023’ten bu yana süregelen çatışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak uluslararası hukuka göre hastaneler ve sağlık personeli dokunulmazlık statüsünde yer alıyor. İsrail ordusunun hastane çevresine üst üste düzenlediği iki saldırı, Mısır televizyonunun canlı yayınına da yansıdı. Görüntülerde, ilk saldırının ardından yaralıları tahliye etmeye çalışan sivil ekipler ile gazetecilerin hedef alındığı net biçimde görüldü.
İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, olayla ilgili yaptığı açıklamada “Gazze aktif bir savaş bölgesi ve bu bölgede görev yapan herkes yüksek risk altındadır” dedi. Defrin, saldırıya ilişkin herhangi bir askeri gerekçe sunmadan, sadece “olayla ilgisi olmayan kişilere verilen zarardan dolayı üzgün olduklarını” belirtti. İsrail ordusu ayrıca olayla ilgili soruşturma başlatıldığını da duyurdu.
Öte yandan, Gazze’de bugüne kadar öldürülen gazeteci sayısının 246’ya ulaştığı açıklandı. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Nasır Hastanesi'nde hayatını kaybedenler arasında yer alan sağlık personeli ve basın mensuplarının da doğrudan hedef alındığı vurgulandı.
İsrail tarafından yapılan bu açıklamalar, uluslararası toplumda ve insan hakları savunucularında büyük tepki çekmeye devam ediyor. Gazze’de yaşanan bu tür saldırılar, özellikle sağlık tesisleri ve basın çalışanlarının bulunduğu bölgelerdeki güvenlik sorumluluğunu yeniden gündeme taşıyor.