Türkiye, 2025 yazında ülke genelinde orman yangınlarıyla mücadele etmeye devam ederken Sakarya ve Bilecik sınırında çıkan büyük çaplı yangın, yangınların sadece sıcaklıkla değil, meteorolojik ve coğrafi unsurlarla da nasıl kontrolden çıkabileceğini gösterdi. Özellikle yangın bölgesinde oluşan doğa olayı, sosyal medyada “yangın hortumu” olarak yorumlansa da, uzmanlara göre bu durumun teknik adı “yangın girdabı” olarak tanımlanıyor. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, bu girdapların yangınların seyrini dramatik şekilde etkilediğine dikkat çekti.
Sakarya'nın Geyve ilçesi ile Bilecik sınırında meydana gelen yangında dört köy tedbir amaçlı tahliye edildi. Bilecik Valiliği, söz konusu yangının ilin tarihindeki en büyük orman yangını vakalarından biri olduğunu belirtti. Yangının yayılımında etkili olan en dikkat çekici doğa olaylarından biri ise görüntülerde açıkça görülebilen ve çevreye sıcak hava akımıyla birlikte duman taşıyan yangın girdabı oldu. Prof. Dr. Tolunay’a göre, bu tür girdaplar yangının ortasında yükselen sıcak hava akımının çevreden hızla hava çekmesiyle meydana geliyor. Yangının şiddetine göre girdapların içinden alevler yükseliyor, bu da yangının farklı noktalara sıçramasına sebep olabiliyor.
Uzmanlar, özellikle Sakarya Vadisi'nin yapısal özellikleri nedeniyle bu bölgedeki yangınların kontrol altına alınmasının daha zor olduğunu belirtiyor. Vadi boyunca ilerleyen rüzgâr, yangını hızla yayarken, kızılçam ve maki gibi tutuşması kolay bitki örtüsü de alevlerin ilerlemesini kolaylaştırıyor. Yangının kontrol altına alınmasında topografyanın etkili olabileceği, örneğin Sakarya Nehri çevresindeki tarım arazileri ve otoyolun doğal bir bariyer görevi görebileceği ifade ediliyor.
Prof. Dr. Tolunay, bu tür yangınların 10 bin hektar ve üzeri alanları etkilediği durumda “mega yangın” sınıfına girdiğini vurgularken, Sakarya-Bilecik hattında şu ana kadar en az 6-7 bin hektarlık alanın zarar gördüğünü, yangının devam etmesi halinde bu sınırın aşılabileceğini belirtti. Ayrıca yangının çevre yerleşim yerlerine ulaşma riskinin, arazi koşulları ve daha önce yanmış alanlar nedeniyle şu aşamada düşük olduğu ifade edildi.
Uzmanlar, yangın girdaplarının özellikle büyük yangınlarda çevreye kıvılcım taşıyarak yeni yangınlar başlatabileceği uyarısında bulunurken, buna bağlı olarak yangının hızla büyüyebileceğini ve müdahaleyi zorlaştırabileceğini belirtiyor. Bu doğa olayları 2021 yangınlarında da görülmüş ve yangın söndürme çalışmalarında ciddi zorluklara yol açmıştı.
Gelecek günlere dair uyarılarda bulunan Prof. Dr. Tolunay, 27 Temmuz’a kadar Türkiye’nin neredeyse tamamında (Doğu Karadeniz hariç) yangın riskinin en üst düzeyde olduğunu söyledi. Yangınlara karşı alınması gereken önlemler arasında ormanlara giriş yasağı, anız yakımının denetlenmesi, ateşli pikniklerin önlenmesi, kıvılcım yaratabilecek tamirat faaliyetlerinden kaçınılması ve elektrik hatlarının çevresinin temizlenmesi gibi maddeler yer aldı. Ayrıca özellikle Ege ve Akdeniz’de geçici olarak odun üretimine ara verilmesi gerektiğini ifade etti.
Yangınlarla mücadelede hem bireysel hem kurumsal düzeyde daha sıkı tedbirlerin hayata geçirilmesi, bu olağanüstü doğa olaylarının yayılmasının ve etkisinin azaltılmasında kritik önem taşıyor. İklim değişikliğinin de tetikleyici rol üstlendiği bu yangın sezonu, Türkiye’de yangınlarla mücadelede yeni stratejilere ihtiyaç olduğunu gösteriyor.