Türkiye'de sıcaklıkların artması ve kuraklık nedeniyle birçok vatandaş su ihtiyacını karşılamak amacıyla evlerinin çevresinde su biriktirmeye yönelirken, bu durum sivrisinek popülasyonunda ciddi artışlara yol açıyor. Özellikle Aedes albopictus olarak bilinen Asya Kaplan sivrisineği, ülke genelinde yayılımını hızla artırıyor. Bilimsel olarak "container-breeding" (kaplarda üreyen) türler arasında yer alan bu sivrisinek, bahçelerdeki saksı altlıkları, bidonlar, su varilleri, açıkta bırakılan kaplar ve tanklarda biriken suları üreme alanı olarak kullanıyor.
Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, su kaynaklarının azalmasıyla birlikte göl ve nehirlerin çekildiğine, bunun sonucunda ise bu alanların sivrisinekler için uygun yumurtlama ortamlarına dönüştüğüne dikkat çekti. Çetin'e göre, bu durum sadece Asya Kaplan sivrisineği için değil, aynı zamanda Culex ve Anopheles gibi sıtma taşıyıcısı türler için de risk teşkil ediyor.
Yapılan bilimsel çalışmalar, dünyada birçok baraj çevresinde sivrisinek kaynaklı hastalıklarda artış görüldüğünü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Çetin, sivrisineklerin su sıcaklığının artmasıyla daha hızlı geliştiğini belirtti. Yumurtadan çıkan larvaların erişkin hale gelme süresi kısalırken, sivrisineklerin sayısı yıllık bazda ciddi şekilde artabiliyor. Aynı zamanda bazı virüslerin sivrisineklerin bünyesinde gelişme süresi (inkübasyon süresi) de sıcak havalarda kısalıyor. Bu da, West Nile, Dengue ve Chikungunya gibi hastalıkların yayılma riskini artırıyor.
Uzmanlara göre bu artışı engellemenin yolu, bireysel önlemlerle başlıyor. Öncelikle su biriktirilen kapların sık sık boşaltılması, hayvanlara su verilen kapların haftada en az iki kez temizlenmesi gerekiyor. Saksı altlarında biriken suyun dökülmesi, kullanılmayan eşyaların (lastik, bidon, kova gibi) ters çevrilmesi veya üzerlerinin kapatılması önem taşıyor. Ayrıca yağmur olukları ve gider borularının tıkanmadığından ve su biriktirmediğinden emin olunması gerektiği ifade ediliyor.
İklim değişikliği, sivrisineklerin yayılım alanlarının genişlemesine zemin hazırlarken, bu durum halk sağlığı açısından yeni tehditleri de beraberinde getiriyor. Özellikle buzulların erimesiyle deniz seviyesinin yükselmesi, deniz suyuna dayanıklı sivrisinek türlerinin iç bölgelere doğru yayılmasına neden olabilir. Bazı sivrisinek türleri, deniz suyundan daha tuzlu sularda dahi larva geliştirebiliyor.
Uzmanlar, bu sürecin sadece yerel yönetimlerin ilaçlama faaliyetleriyle kontrol altına alınamayacağını vurguluyor. Toplumun da bu mücadeleye aktif şekilde katılması gerekiyor. Bu çerçevede kamu spotlarının hazırlanması, toplumsal bilinçlendirme kampanyalarının artırılması ve sivrisinek mücadelesinin sadece yaz aylarında değil, yıl boyunca sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiği bildiriliyor.