TÜRK-İŞ Konfederasyonu, 2025-2026 dönemini kapsayan Kamu Toplu İş Sözleşmesi Çerçeve Protokolü görüşmelerinde hükümetle uzlaşma sağlanamaması üzerine grev kararı aldı. İlk grev ilanı Karayolları Genel Müdürlüğü'ne (KGM) asılırken, önümüzdeki günlerde yaklaşık 500 kamu kurumuna daha grev ilanlarının asılması planlanıyor. Sendika, grev sürecini yasal takvime uygun biçimde sürdürecek.
Konfederasyon yetkilileri, alınan grev kararlarının ilgili kurumlara resmi bildirimle duyurulacağını ve eş zamanlı olarak işyerlerinde bilgilendirme ile örgütlenme faaliyetlerinin hızlandırılacağını açıkladı. Grev uygulamasının ne zaman hayata geçirileceği ise ilerleyen günlerde kamuoyuyla paylaşılacak.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay yaptığı açıklamada hükümetin sunduğu teklifleri kabul etmediklerini belirtti. Atalay, çalışanların giderek azalan alım gücüne ve hayat pahalılığına dikkat çekerek, “Sayın Maliye Bakanı geldiğinden beri iki yıl geçti. Eskiden bir depo benzin alıyorduk, şimdi aynı paraya üç depo doldurmak zorundayız. Televizyonlarda ‘ekonomi düzeldi’ deniyor ama pazara çıktığınızda bunu hissedebiliyor musunuz? Ben hissetmiyorum. Alım gücümüz düştü” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında bazı sendikaların yetkilerini düşürerek sessiz kaldığını da eleştiren Atalay, “Bize ‘genel greve çıkın’ diyorlar, günü geldiğinde çıkıyoruz. Ama bazı sendikalar var ki grev günü geldiğinde yetkisini düşürüyor, ağzını açmıyor. 250-300 bin üyesi olan sendikalar sessiz kalıyor. Ben bu ülkede işçi hareketinin buzkıran gemisiyim” dedi.
Güncel maaş seviyeleri üzerinden yapılan eleştirileri de yanıtlayan Atalay, “35-40 bin lira maaş alıyorsunuz, bu büyük para’ diyorlar. Kira 25 bin lira, limon 25 lira, lahmacun 350 lira. Su 80 lira olmuş. ‘Biz ne dersek o olacak’ diyorlar. Öyle yağma yok” açıklamasında bulundu.
TÜRK-İŞ’in grev kararı, kamu işçilerinin hak arayışı bakımından önemli bir adım olarak değerlendirilirken, hükümet kanadının bu süreçte nasıl bir yaklaşım sergileyeceği merak konusu haline geldi.