Yapay zeka teknolojileri, günümüzde dijital dönüşümün temel dinamiği haline gelirken, bu alandaki gelişmelerin merkezinde büyük veri yer alıyor. Yapay zeka sistemlerinin doğru şekilde öğrenebilmesi ve tahmin yapabilmesi için milyarlarca veriye ihtiyaç duyuluyor. İstanbul'da yapılan bir açıklamada, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Ahmet Rasim Çağın, yapay zekanın artık sadece bir teknoloji değil, “dönüşümün kendisi” olduğunu ifade etti.
Çağın, yapay zekanın temelinde veriye dayalı bir yapı bulunduğunu belirterek, internet, sosyal medya, sağlık hizmetleri, sensörler ve dijital alışveriş gibi alanlarda her saniye üretilen devasa veri hacminin, bu teknolojinin gelişimini hızlandırdığını vurguladı. “Eskiden yıllar süren hesaplamalar, artık saatler içinde tamamlanabiliyor. Bulut bilişim teknolojileri sayesinde bu güce herkes erişebiliyor,” dedi.
Derin öğrenme algoritmalarının olgunlaşmasıyla birlikte görüntü işleme, ses tanıma ve doğal dil işleme gibi alanlarda yapay sinir ağları ile ciddi ilerlemeler kaydedildiğini belirten Çağın, yapay zekanın artık akademik bir ilgi alanı olmaktan çıkarak ticari ve endüstriyel anlamda güçlü bir araç haline geldiğini söyledi. Bugün bulut tabanlı altyapılar ve açık kaynaklı araçlar, düşük maliyetlerle herkesin bu alanda projeler geliştirmesine olanak tanıyor.
Yapay zeka teknolojisi, tıpkı sanayi devrimi ya da elektriğin icadı gibi toplumu dönüştüren bir unsur olarak değerlendiriliyor. Otonom araçlardan sağlık teşhis sistemlerine, üretim hatlarından müşteri hizmetlerine kadar pek çok sektörde verimlilik ve tasarruf sağlayan bu teknoloji, artık hayatın her alanında aktif rol oynuyor.
Ahmet Rasim Çağın, Türkiye’nin bu dijital dönüşüm sürecinde büyük bir fırsat penceresi yakaladığını belirterek, “Yapay zeka, geçmişte kaçırdığımız sanayi devriminden sonra yakalayabileceğimiz küresel bir rekabet şansı sunuyor. Bu teknoloji yalnızca bir moda değil, geleceğin kendisi. Anlamak ve stratejik şekilde uygulamak artık bir zorunluluk,” ifadelerini kullandı.