Alkol tüketimiyle ilgili uzun süredir devam eden tartışmalar, yayımlanan yeni bir bilimsel araştırmayla yeniden gündeme geldi. 13 Mayıs’ta Addiction dergisinde yayımlanan kapsamlı çalışma, alkolün yalnızca karaciğer hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını, toplam 62 farklı hastalıkla doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, “güvenli miktar” algısının bilimsel verilerle örtüşmediğini belirtiyor. Araştırmada alkolün enfeksiyon hastalıklarından psikolojik rahatsızlıklara, kalp-damar problemlerinden çeşitli kanser türlerine kadar geniş bir hastalık grubuyla ilişkili olduğu ifade edildi. Çalışma, alkolün bazı hastalıklarda doğrudan neden, bazılarında ise risk artırıcı faktör olarak rol oynadığını ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre siroz, pankreatit, gastrit, alkol kaynaklı psikozlar ve metabolik bozukluklar doğrudan alkolle bağlantılı hastalıklar arasında yer alıyor. Bunun yanında meme kanseri, diyabet, felç, demans ve kalp hastalıkları gibi yaklaşık 30 sağlık probleminde de alkolün önemli bir risk unsuru olduğu belirtildi.
Bağışıklık Sistemi Üzerindeki Etkiler
Araştırmacılar alkolün bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre alkol, vücudun enfeksiyonlara karşı savunma kapasitesini zayıflatıyor. Çalışmalarda tek bir alkollü içkinin bile kısa süre içinde bağışıklık sisteminin performansını düşürebildiği belirtiliyor. Alkolün makrofajlar, nötrofiller ve doğal öldürücü hücreler gibi savunma hücrelerinin işlevini bozduğu kaydedildi.
Uzmanlar, ağır içici tanımının kadınlarda günde 40 gramdan, erkeklerde ise 60 gramdan fazla saf alkol tüketimi olarak yapıldığını aktarıyor. Ancak düşük miktarda tüketimin de tamamen risksiz olmadığı ifade ediliyor. Denver’daki National Jewish Health’te görev yapan kardiyolog Andrew Freeman, alkolün doğası gereği toksik bir madde olduğunu ve hücrelere zarar verebildiğini belirtiyor.
Kanser Ve Beyin Sağlığına Etkisi
Araştırmada kanser riskiyle ilgili veriler de yer aldı. Eski ABD Genel Cerrahı Vivek Murthy’nin daha önce paylaştığı verilere göre alkol, sigara ve obezitenin ardından önlenebilir kanser nedenleri arasında üst sıralarda bulunuyor. Uzmanlar alkolün DNA’ya zarar verdiğini ve kronik iltihabı artırdığını ifade ediyor. Kadınlarda meme kanseri, erkeklerde ise kolorektal kanser alkolle en sık ilişkilendirilen türler arasında gösteriliyor.
Alkolün beyin üzerindeki etkilerine ilişkin güncel araştırmalar ise nöronlar arasındaki bağlantıların zarar gördüğünü ortaya koyuyor. Hafıza, karar verme ve planlama gibi bilişsel işlevlerde gerileme görülebileceği belirtiliyor. Bazı çalışmalar, düzenli alkol tüketiminin demans riskini artırabileceğini gösteriyor.
Uzmanlar, alkol bırakıldığında bağışıklık sistemi ve beyin üzerindeki bazı etkilerin zamanla düzelebileceğini ifade ediyor. Ancak uzun süreli ve yoğun tüketimin yol açtığı hasarın her zaman tamamen geri çevrilemeyebileceği kaydediliyor.