Polen alerjisi artık yalnızca çocukluk dönemine özgü bir sağlık sorunu olarak görülmüyor. Daha önce bahar aylarını herhangi bir şikâyet yaşamadan geçiren pek çok kişi, son yıllarda ilk kez yoğun hapşırık, burun akıntısı ve nefes darlığı gibi belirtilerle karşılaşıyor. Uzmanlara göre son 20 yılda solunum yolu alerjilerinde belirgin bir artış yaşanıyor. Bu artışta genetik faktörlerin yanı sıra hava kirliliği, şehir yaşamı ve iklim değişikliği önemli rol oynuyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan yetişkinlerde polen sezonu daha zor geçiyor. Alerjik rinit tanısı alan kişi sayısındaki yükseliş, çevresel koşulların bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıyor. Uzmanlar, alerjik hastalıkların zamanında kontrol altına alınmaması halinde astım gibi daha ciddi solunum yolu sorunlarına ilerleyebileceğine dikkat çekiyor.
Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ela Araz Server, solunum yolu alerjilerinin görülme oranında dikkat çeken bir yükseliş olduğunu belirtiyor. ABD verilerine göre 2009–2011 yılları arasında yüzde 17 seviyesinde olan oran, 2024 verilerinde yüzde 25’in üzerine çıktı. Bu tablo, çevresel faktörlerin etkisini daha görünür hale getiriyor.
Alerji Riski Sadece Çocuklukla Sınırlı Değil
Uzmanlara göre alerji yalnızca genetik geçişli bir durum değil. Anne ve babada alerji bulunmaması riski tamamen ortadan kaldırmıyor. Ebeveynlerden birinde alerji varsa çocukta görülme ihtimali artıyor. Ancak hava kirliliği, sigara dumanı, mikroplastikler, işlenmiş gıdalar ve bağırsak mikrobiyomundaki değişiklikler gibi çevresel etkenler de bağışıklık sisteminin işleyişini etkiliyor.
Alerjik yatkınlık anne karnında başlayabiliyor. Gebelik sürecindeki çevresel koşullar, doğum şekli ve erken yaşta maruz kalınan faktörler risk üzerinde etkili olabiliyor. Sezaryen doğumla dünyaya gelen çocuklarda alerjiye eğilimin daha yüksek olabileceğini gösteren çalışmalar bulunuyor. Ayrıca aşırı steril ortamlarda büyümenin mikrobiyal çeşitliliği azaltarak bağışıklık sisteminin polen ve gıda proteinleri gibi maddelere karşı daha hassas hale gelmesine yol açabileceği ifade ediliyor.
Hava Kirliliği Polenlerin Etkisini Artırıyor
Şehir yaşamı alerjik hastalıkların artışında önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Hava kirliliği solunum yollarındaki koruyucu bariyeri zayıflatabiliyor ve bağışıklık sistemini daha duyarlı hale getirebiliyor. Dizel egzoz partikülleri, ozon ve nitrojen dioksit gibi kirleticiler polenlerin yüzeyine tutunarak alerjen etkisini artırabiliyor.
İklim değişikliği de polen sezonunun süresini uzatıyor. Artan sıcaklık ve karbondioksit oranı bitkilerin daha erken çiçek açmasına ve daha uzun süre polen üretmesine neden oluyor. Bu durum şehirlerde daha uzun süren alerji dönemlerini beraberinde getiriyor.
Alerjik rinitin en yaygın belirtileri arasında hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde kaşıntı ve kızarıklık yer alıyor. Daha ağır durumlarda öksürük ve hırıltılı solunum görülebiliyor. Uzmanlar, polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dışarıda uzun süre kalınmamasını, eve gelince kıyafetlerin değiştirilmesini ve rüzgarlı günlerde pencerelerin uzun süre açık bırakılmamasını öneriyor. Tedavi seçenekleri arasında ilaçlar ve uygun hastalarda alerji aşısı bulunuyor.