Hindistan’da yaşanan bir intihar vakası, hem eğitim camiasında hem de medya organlarında geniş yankı uyandırdı. Ülkenin kuzeyinde yer alan bir eyalette 10. sınıfa giden genç bir kız, okul binasının dördüncü katından atlayarak yaşamını yitirdi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, öğrencinin ölümünden önce sosyal medya hesaplarında bazı Hint filmlerine ait sahneler paylaştığı ve özellikle Saiyaara adlı yapımı sıkça referans gösterdiği belirlendi. Bu gelişmeler üzerine, gençler üzerinde olumsuz etkiler yarattığı ileri sürülen sinema içerikleri kamuoyunun gündemine taşındı.
Yerel emniyet birimleri tarafından yapılan açıklamada, öğrencinin kimliğinin ailesinin talebi doğrultusunda gizli tutulduğu, olayın intihar olduğuna dair ilk bulguların netleştiği bildirildi. Okul yetkilileri ise öğrencinin herhangi bir disiplin cezası almadığını, davranışlarında son döneme kadar dikkat çeken bir değişiklik gözlenmediğini belirtti.
Ancak genç kızın sosyal medya paylaşımları olayın yönünü değiştirdi. Paylaşımlarında, özellikle Saiyaara isimli filmden replikler, görseller ve romantik temalı sahneler yer aldığı, bazı gönderilerde de aşk ve fedakarlık temalı ifadeler kullandığı tespit edildi. Bunun üzerine, film ve televizyon içeriklerinin genç izleyiciler üzerindeki etkileri bir kez daha tartışılmaya başlandı.
Hint sinemasında zaman zaman intihar, acı çekme ve özveri temalarının yüceltilerek işlendiği biliniyor. Bu bağlamda Saiyaara gibi bazı yapımların, intiharı bir tür kahramanlık ya da romantik idealizm olarak sunması eleştirilere neden oldu. Hindistan Aile ve Çocuk Refahı Kurulu, olayla ilgili yaptığı açıklamada, "Genç bireylerin duygusal kırılganlık döneminde bu tür içeriklere maruz kalmaları, geri dönülemez sonuçlar doğurabilir. Yayın denetim kurulları, içerik denetimi konusunda daha proaktif olmalı" ifadelerine yer verdi.
Bazı eyalet hükümetleri, söz konusu filmlerin gösterimden kaldırılması ya da uyarı ibareleriyle yeniden düzenlenmesi yönünde girişim başlattı. Uzmanlar ise sadece yasaklarla değil, eğitim kurumlarında duygusal dayanıklılığı artıracak programların hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
Psikiyatrist Dr. Anjali Kapoor, özellikle ergenlik çağındaki bireylerin sinema ve dijital içerikler yoluyla duygusal manipülasyona daha açık olduğunu ifade ederek, "Kimi zaman kahramanlık olarak sunulan davranışlar, genç bir bireyin gerçeklik algısını bozabilir. İntihar bir çıkış değil, geri dönülmez bir yıkımdır. Bunu sinema anlatılarında romantize etmek tehlikelidir" şeklinde değerlendirmede bulundu.
Yetkililer, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve okul yönetimi, aile ve arkadaş çevresiyle görüşmelerin devam ettiğini bildirdi.
