Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 15 Mayıs 2026 tarihli Cuma hutbesinin konusu “Toplumsal sorumluluklarımız” olarak belirlendi. Türkiye genelindeki 81 ilde tüm camilerde okunan hutbede, aile kurumunun önemi, nesil yetiştirme sorumluluğu ve toplumsal dayanışma vurgulandı.
Hutbede, İslam’ın yalnızca bireyin Rabbine karşı değil; ailesine ve topluma karşı görevlerini de düzenleyen bir din olduğu hatırlatıldı. Peygamber Efendimizin (s.a.s) “Üzerinde kendinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır. Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. O halde her hak sahibine hakkını ver!” hadisine yer verilerek, her bireyin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği ifade edildi.
Aile kurumunun ilahî bir lütuf olduğuna dikkat çekilen hutbede, eşler arasındaki sevgi ve merhametin, toplumun huzurunun temel taşı olduğu belirtildi. Çocukların neşesi, anne-babanın şefkati ve büyüklerin rehberliğinin yerini hiçbir yapının dolduramayacağı vurgulandı. Kur’an-ı Kerim’den “Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması O’nun varlığının delillerindendir” ayeti hatırlatıldı.
Hutbede ayrıca gençlerin kimlik ve değer bilinciyle yetiştirilmesinin önemine değinildi. Dinine bağlı, mukaddesatına saygılı nesiller yetiştirmenin asli görev olduğu belirtilerek, ebeveynlerin çocuklarına karşı sorumluluklarını ihmal etmemeleri gerektiği ifade edildi. Peygamber Efendimizin “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter” hadisine yer verildi.
Engelli bireylere karşı duyarlılık da hutbenin önemli başlıklarından biri oldu. “Kim, kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir” hadisi hatırlatılarak, ibadethanelerin, okulların ve kamusal alanların özel gereksinimli bireylerin kullanımına uygun hale getirilmesi gerektiği belirtildi.
Hutbenin son bölümünde ise dijital mecralar ve çeşitli ideolojiler aracılığıyla aile yapısının zayıflatılmaya çalışıldığına dikkat çekildi. Müminlerin, fıtratlarına sahip çıkarak nebevî ahlakı ailelerine ve nesillerine aktarmaları gerektiği vurgulandı.
Cuma hutbesi, Kur’an-ı Kerim’de yer alan şu dua ile sona erdi:
“Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi, razı olacağın işleri yapmayı nasip et. Neslimi de salih kimseler eyle.”
