Almanya’da uyuşturucu kaynaklı ölümler rekor seviyelere ulaştı. 2024 yılı boyunca en az 2100 kişi, uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybetti. Bu tablo, kamuoyunda ve sağlık çevrelerinde büyük endişe yaratırken, Almanya Federal Uyuşturucu Sorumlusu Prof. Dr. Hendrik Streeck’ten sert uyarılar geldi. Streeck, özellikle esrarın serbest bırakılmasının yanlış bir adım olduğunu vurguladı.

“Alkol zehirdir. En iyisi hiç tüketmemektir.” sözleriyle konuşmasına başlayan Streeck, aynı zamanda tütün kullanımının da her yıl 127 binin üzerinde ölüme yol açtığını belirtti. Ancak gençler arasında sigara kullanımının azalmasının sevindirici olduğunu söyledi.

Streeck, SPD, Yeşiller ve FDP’den oluşan mevcut koalisyon hükümeti döneminde yürürlüğe giren Esrar Yasası’nın ciddi sonuçlar doğurduğunu savundu. Özellikle gençlerde esrar kullanımının psikolojik sorunlara yol açtığını, bunun ise toplumun geleceği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti.

Esrarın serbest bırakılmasının geri dönülemez bir hata olabileceğini dile getiren Streeck, gençlerde artan depresyon, anksiyete ve psikotik bozukluk vakalarının bu politikayla doğrudan bağlantılı olabileceğine işaret etti.

Uyarılar bununla da sınırlı kalmadı. Streeck, son dönemde Almanya’da ‘crack’ adı verilen, kokainin daha tehlikeli ve bağımlılık yapıcı formunun kullanımının arttığını açıkladı. Crack’in ölümcül etkileri olduğunu vurgulayan Streeck, bu maddenin özellikle büyük şehirlerde hızla yayıldığını ve bunun acilen durdurulması gerektiğini söyledi.

Streeck’in açıklamaları, Almanya’da uyuşturucu politikalarının gözden geçirilmesi gerektiği yönündeki çağrıları güçlendirdi. Kamuoyunun da baskısıyla birlikte, hükümetin esrar yasasında geri adım atması veya ek kısıtlamalar getirmesi bekleniyor.

Uyuşturucuya karşı yalnızca cezai değil, önleyici ve rehabilite edici politikaların da daha güçlü bir şekilde uygulanması gerektiği belirtiliyor. Sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları ve sağlık otoriteleri, gençlerin korunması ve bağımlılığın önlenmesi için daha etkili adımlar atılması çağrısında bulunuyor.

Uyuşturucudan kaynaklanan ölümler, yalnızca bireysel trajediler değil; toplumun geleceğini tehdit eden derin bir krize işaret ediyor. Almanya’da her geçen yıl daha da büyüyen bu sorun karşısında kamu otoriteleri artık sessiz kalamaz. Sağlık, güvenlik ve sosyal bütünlük adına bu krizin üzerine kararlılıkla gidilmesi gerekiyor.