Hindistan ve Pakistan arasında uzun süredir devam eden Keşmir gerilimi, son günlerde yaşanan terör saldırısının ardından tam ölçekli bir çatışmaya dönüştü. Hindistan’ın “Sindoor Operasyonu” adıyla başlattığı askeri harekât kapsamında Pakistan topraklarını hedef alması üzerine Pakistan da karadan karşılık verdi. Gerilimin tırmanmasıyla birlikte iki nükleer güç arasındaki savaş riski dünya genelinde ciddi endişeye yol açtı.

Keşmir’de 26 turistin yaşamını yitirdiği saldırı sonrası harekete geçen Hindistan, Pakistan’ın kontrolündeki Azad Keşmir bölgesi de dahil olmak üzere 9 ayrı noktayı füze saldırılarıyla hedef aldı. Bu saldırılarda camiler, sağlık merkezleri ve sivil yerleşimler de zarar gördü. Pakistan ordusu, füze saldırılarında 31 kişinin öldüğünü, 46 kişinin yaralandığını açıkladı. Bahawalpur Camisi’ne düzenlenen saldırıda ise aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 13 kişi hayatını kaybetti.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ülkesinin hiçbir saldırıyı yanıtsız bırakmayacağını vurgulayarak, “Her damla kanın intikamı alınacak” ifadelerini kullandı. Şerif ayrıca Hindistan’ın beş savaş jetinin düşürüldüğünü ve düşmana sadece saatler içinde etkili bir karşılık verildiğini açıkladı.

Gerilimin yeni bir aşamaya geçtiği bildirilen bölgede, Pakistan ordusu Kontrol Hattı boyunca karadan topçu atışlarına başladı. Hindistan Savunma Bakanlığı, bu saldırılara karşı orantılı bir yanıt verildiğini duyurdu. Gece boyunca süren çatışmalarda 12 sivilin daha hayatını kaybettiği, 57 kişinin yaralandığı bildirildi.

Lahor’da ise Hindistan’a ait bir insansız hava aracına ait parçaların bulunması, bölgede gerilimi daha da yükseltti. Kentte üç büyük patlama sesi duyulduğu açıklandı.

Öte yandan Pakistan, Hindistan’ın maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak BM’ye resmi şikâyette bulundu. Hükümet, silahlı kuvvetlere “istediği zaman, yerde ve şekilde” karşılık verme yetkisi verdiğini duyurdu.

Dünyanın gözleri, iki nükleer güç arasında yaşanan bu tehlikeli gelişmelere çevrilmiş durumda. Uzmanlar, çatışmanın büyümesinin bölgesel değil küresel bir güvenlik krizine dönüşme riski taşıdığına dikkat çekiyor.