İstanbul Aile Mahkemesi’ne sunulan dilekçeyle ortaya çıkan bir dava, boşanma ve aile içi şiddet konularını yeniden gündeme taşıdı. Ayşe T., 34 yıllık evliliği boyunca eşinden gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddetin yanı sıra, çocuklarının da tehdit ve saldırılara maruz kaldığını belirterek boşanma davası açtı. Şiddet iddialarına ilişkin detaylar ve sürecin hukuki boyutu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Dava dosyasına göre Ayşe T. ve eşi Hilmi T., uzun yıllar süren evliliklerinden iki çocuk sahibi oldu. Ancak Ayşe T., yıllar içinde eşi tarafından sistemli bir şekilde şiddete maruz bırakıldığını ve son olarak oğulları Kemal T.’nin Hilmi T. tarafından bıçakla yaralandığını belirtti. Ailenin şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada Hilmi T. tutuklandı. Hakkında silahla tehdit ve kasten yaralama suçlamalarıyla dava açıldı. Ancak mahkemece ceza verilse de aynı gün tahliye edildi.
Boşanma davası sürecinde, Ayşe T.’nin avukatı mahkemeye sunduğu dilekçede, müvekkilinin uzun süredir tehdit altında olduğunu ve şiddetin tahliyeden sonra daha da yoğunlaştığını ifade etti. Avukata göre, Hilmi T. defalarca Ayşe T. ve çocuklarını öldürmekle tehdit etti ve bu sebeple müvekkili uzun süre boşanma davası açamadı. Ancak yaşanan son gelişmelerin ardından Ayşe T., her türlü tehdide rağmen boşanma sürecini başlattı.
Mahkeme, sunulan delil ve talepler doğrultusunda koruma kararı aldı. Karara göre Hilmi T., üç ay süreyle Ayşe T. ve çocuklarına yaklaşamayacak, iletişim kuramayacak ve herhangi bir şekilde rahatsız edici davranışta bulunamayacak. Bu karar, hem aile bireylerinin güvenliğini sağlamayı hem de sürecin sağlıklı bir şekilde devam etmesini amaçlıyor.
Türkiye’de her geçen gün daha fazla kadın, maruz kaldıkları aile içi şiddet nedeniyle yasal yollarla haklarını aramaya çalışıyor. Bu tür davalar, hukuki ve toplumsal farkındalık açısından büyük önem taşıyor. Boşanma davası, yalnızca bir evliliğin sonlanması değil; aynı zamanda kişinin kendini ve ailesini koruma çabasıdır.
