Bağırsak kanseri artık yalnızca ileri yaş hastalığı olarak görülmüyor. Özellikle 25-49 yaş grubunda vakaların belirgin şekilde artması, bilim dünyasında kapsamlı araştırmaların başlatılmasına yol açtı. Uzmanlara göre bu yükselişi yalnızca genetik faktörlerle açıklamak mümkün değil. Çünkü genetik yapı kısa sürede bu ölçüde değişmiyor. Bu nedenle araştırmalar, çevresel etkenler, beslenme alışkanlıkları ve modern yaşam biçimi üzerinde yoğunlaşıyor. İngiltere’de 25-49 yaş grubunda bağırsak kanseri vakalarının her yıl yüzde 3’ten fazla arttığı, buna karşılık 65 yaş üstünde oranların düştüğü bildiriliyor. Benzer eğilim ABD başta olmak üzere farklı ülkelerde de görülüyor. 1990’larda doğan bireylerin, 1960’larda doğanlara göre erken başlangıçlı bağırsak kanseri açısından 5 kat daha yüksek risk taşıdığı ifade ediliyor.

Ultra İşlenmiş Gıdalar İlk Sırada

Uzmanların dikkat çektiği ilk başlık ultra işlenmiş gıdalar. Paketli ürünler, hazır yemekler ve rafine içerikli atıştırmalıklar son yıllarda genç kuşakların beslenmesinde daha fazla yer alıyor. Bu ürünlerin lif açısından fakir olması, çok sayıda katkı maddesi içermesi ve iltihaplanmayı artırabilmesi risk faktörleri arasında gösteriliyor. Bağışıklık sisteminin önemli bir bölümünün bağırsakta yer aldığı, bağırsak mikrobiyotasındaki dengenin bozulmasının kanser hücrelerinin daha kolay gelişmesine zemin hazırlayabileceği belirtiliyor. Her 10 gram ek lif tüketiminin riski yaklaşık yüzde 10 azaltabileceği aktarılıyor.

Pestisit Maruziyeti Tartışılıyor

İkinci başlık pestisitler ve yabancı ot ilaçları. Meyve ve sebzelerde kalıntı olarak bulunabilen bu maddelerin düşük dozda ama uzun süreli maruziyetinin bağışıklık sistemi üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor. Resmi kurumlar mevcut seviyelerin güvenli olduğunu belirtse de, uzmanlar uzun dönem insan verilerinin sınırlı olduğunu hatırlatıyor. Organik ürün tercihi, iyi yıkama ve gereksiz kimyasal kullanımından kaçınma öneriliyor.

Mikroplastikler Yeni Risk Alanı

Günlük yaşamda yaygınlaşan mikroplastikler de araştırılan başlıklar arasında yer alıyor. Plastik şişeler, sentetik kıyafetler ve ambalajlar yoluyla maruz kalınan mikroplastiklerin bağırsak duvarında saptandığı belirtiliyor. Laboratuvar çalışmalarında bu parçacıkların iltihap ve bağışıklık sistemi üzerinde etkili olabileceği ifade edilse de, insanlarda kesin klinik kanıtın henüz netleşmediği vurgulanıyor.

Hava Kirliliği İle Olası Bağlantı

Uzmanların işaret ettiği dördüncü başlık hava kirliliği. İnce partikül maddelerin akciğerlerden kana geçerek farklı organları etkileyebileceği belirtiliyor. ABD, İngiltere ve Çin’de yapılan bazı çalışmalarda hava kirliliği ile kolon kanseri riskinde artış arasında bağlantı bulunduğu aktarılıyor. Özellikle yoğun trafikli bölgelerde yaşayanların daha dikkatli olması öneriliyor.

Uzmanlar, bağırsak kanserindeki artışın tek bir nedene bağlı olmadığını, modern yaşamın birçok unsurunun birlikte etkili olabileceğini belirtiyor. Daha doğal beslenme, lif tüketiminin artırılması, kimyasal maruziyetin azaltılması ve düzenli fiziksel aktivitenin riskleri düşürmede önemli rol oynayabileceği ifade ediliyor.