Şeker bağımlılığı, günümüzün en yaygın davranışsal sağlık sorunları arasında yer alıyor. Amerika’da kişi başı günlük şeker tüketimi 17 çay kaşığına (270 kalori) ulaşmış durumda. Yeme bağımlılığı üzerine 20 yıldır araştırmalar yapan Doç. Dr. Nicole Avena, beynin şekeri tıpkı uyuşturucu maddeler gibi algıladığını belirterek, bu durumun küresel çapta yayılan obezite salgınının temel nedenlerinden biri olduğunu vurguluyor.
“Beynimiz hâlâ avcı-toplayıcı döneminde”
Yeşilay ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işbirliğiyle düzenlenen 6. Küresel Davranışsal Bağımlılıklar Kongresi'nde konuşan Avena, modern yaşam tarzının insan fizyolojisine ayak uyduramadığını ifade etti. İnsan beyninin binlerce yıl öncesinden kalan “ödül temelli” sistemi, günümüzde sınırsız gıda erişimiyle kontrolden çıkıyor. Sürekli tetiklenen bu sistem, şekere karşı bağımlılık geliştirilmesine neden oluyor.
Ultra işlenmiş gıdalar yayılıyor
Market raflarını dolduran ultra işlenmiş gıdalar ve tatlandırıcılar, şekerle birlikte bağımlılık etkisini artırıyor. Avena’nın aktardığına göre, incelenen 2.676 paketli üründen yüzde 57,9'unda en az bir eklenmiş şeker tespit edildi. Türkiye de bu durumdan muaf değil; yoğurt ve içecekler dahil pek çok üründe gizli şeker bulunuyor.
Porsiyonlar üç kat büyüdü
Avena, 20 yıl önce 140 kalori olan bir bagelin bugün 350 kaloriye çıktığını hatırlatarak, porsiyonların büyümesinin de obeziteyi tetiklediğini belirtiyor. Artan porsiyonlar, hareketsiz yaşam ve stres kaynaklı yeme alışkanlıkları, kilo artışını kaçınılmaz hale getiriyor.
Yoksunluk bile kriz yaratıyor
Şekerin yoksunluğunun da bağımlılık kadar tehlikeli olduğunu belirten Doç. Dr. Avena, hayvan deneylerinden elde edilen bulgulara dikkat çekiyor. Şekersiz kalan farelerin beyin dopamin merkezinde anksiyete benzeri tepkiler gözlemlenmiş. Bu da şekere duyulan bağımlılığın fizyolojik etkilerini ortaya koyuyor.
Uzman uyarıyor: Acil önlem alınmalı
Yeme bağımlılığı, yalnızca fiziksel sağlığı değil, beyin fonksiyonlarını da etkiliyor. Uzmanlar, şekerin bu denli yaygınlaşmasının obezite, diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle gıda politikalarında etiket şeffaflığı, şeker sınırlandırması ve toplum genelinde beslenme bilinci oluşturulması büyük önem taşıyor.
