Ankara’nın bir mahallesinde konservatuvara hazırlanan 19 yaşındaki E.N.A.’nın uğradığı saldırı, yalnızca bir darp olayı değil; sistemin korunmasız bıraktığı bir genç kadının verdiği hayatta kalma mücadelesi olarak gündeme oturdu. Geçen yıl aralık ayında yaşadığı parkta 30 yaşındaki komşusu Y.E.Ç. tarafından boğazı sıkılarak ve kafasına darbe alarak saldırıya uğrayan E.N.A., yaşadıklarını sosyal medya üzerinden kamuoyuna duyurdu. Paylaşımı kısa sürede binlerce kişiye ulaştı.

Olay, E.N.A.'nın annesinin evinin penceresinden yaşananlara şahit olmasıyla ortaya çıktı. Genç kızın darp raporu ve güvenlik kamerası kayıtlarıyla desteklediği şikayetinin ardından, şüpheli Y.E.Ç. hakkında 3 ay süreli uzaklaştırma kararı verildi. Ancak E.N.A., bu kararın yetersiz kaldığını ve Y.E.Ç.'nin hâlâ evinin çevresinde dolaştığını öne sürdü.

“Nefes Alamıyorum, Güvende Değilim”

Genç kız, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Odamda perdemi bile açamıyorum. Sokağa çıkamıyorum. Bu kişi beni yaralamaya değil, öldürmeye çalıştı” ifadeleriyle yaşadığı korkuyu dile getirdi. Annesinin 4. evre kanser hastası olduğunu belirten E.N.A., taşınma imkânlarının olmadığını da belirterek kamuoyundan destek istedi.

Genç kızın çağrısı üzerine elektronik kelepçe uygulaması başlatıldı. Ancak E.N.A., şüpheli ile evlerinin arasındaki mesafenin kısa olması nedeniyle bu önlemin de yeterli olmadığını belirtti. “Bu kişi hâlâ beni izleyebiliyor, hâlâ evimin önünde duruyor. Bu bana verilen bir cezaya dönüştü. Güvende değilim” sözleriyle taleplerini yineledi.

Avukattan Tutuklama Talebi

Genç kızın avukatı Umur Yıldırım, sürecin başından bu yana etkili bir koruma sağlanamadığını vurgulayarak, “Koruma kararlarının hiçbir karşılığı kalmadı. Tutuklama ya da en azından ev hapsi gibi ciddi tedbirlerin uygulanması gerekiyor” dedi.

Soruşturma kapsamında jandarmaya ifade veren Y.E.Ç. ise genç kızla yalnızca konuşmak istediğini ve kendisine küfredildiği için kendisini koruma refleksiyle davrandığını öne sürdü. Ayrıca, E.N.A. ve annesinden şikayetçi olduğunu belirtti.