İzmir’in Karaburun ilçesinde bulunan bir arı çiftliği, son yıllarda alternatif tedavi arayışında olanların ilgi odağı haline geldi. Özellikle solunum yolu hastalıkları, alerji ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler için destekleyici bir yöntem olarak uygulanan apiair (arı havası) terapisi, Türkiye'nin yanı sıra dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri ağırlıyor. Uygulama alanında arı kovanlarından gelen havanın solunmasıyla doğal bir rahatlama sağlanıyor.
62 yaşındaki emekli ziraat teknisyeni Hüseyin Ceylan tarafından kurulan merkezde yaklaşık 400 kovan bulunuyor. Ceylan, annesinin kanser tedavisi sırasında arı ürünlerinden aldığı olumlu sonuçların ardından apiterapi alanında yurtdışında eğitimler alarak bu merkezi kurdu. Bal, polen, propolis, arı sütü ve arı zehri gibi ürünlerin yanı sıra arı havası uygulamasıyla destekleyici terapi sunuluyor.
Ceylan’ın aktardığına göre, terapi odasında yer alan “arı yatağı” isimli özel bölümde, doğrudan kovanlardan gelen hava ve arı kanatlarının titreşimiyle bir iyileşme ortamı oluşturuluyor. Apiair uygulaması, özellikle astım, bronşit, depresyon, migren ve koku-tat kaybı gibi rahatsızlıkları bulunan kişilerden yoğun talep görüyor. Almanya, Azerbaycan, ABD ve İstanbul gibi pek çok noktadan ziyaretçi ağırlayan merkezde uygulama sürecine dahil olan kişiler olumlu etkiler bildirmeye başladı.
Apiair uygulamasına katılanlardan bazıları şunları söyledi:
-
Çiğdem Kaya (ABD’den geldi): “Kovid-19’dan sonra koku alamıyordum. Buraya geldiğimden bu yana bazı kokuları yeniden hissetmeye başladım.”
-
Sabri Şahin: “10 yıldır tat ve koku alamıyordum. Doktorumun önerisiyle bu merkeze geldim ve değişimi hissetmeye başladım.”
-
Ali Hikmet (82): “16 yıl önce kanser atlattım. O günden bu yana buraya düzenli geliyorum. 16 yıldır ne grip oldum ne de başka bir hastalık geçirdim.”
Hüseyin Ceylan ise apiair yönteminin dünya genelinde bilimsel olarak da kabul gördüğünü ve arıların, doğadan topladığı faydalı bileşenleri doğal yolla insanlara sunduğunu belirtiyor. “Arı havası; aromaterapi, fitoterapi ve doğal bağışıklık güçlendirme açısından eşsiz bir kaynak,” diyen Ceylan, bu yöntemin hiçbir kimyasal katkı içermediğini vurguluyor.
