Bitkilerde doğal olarak bulunan polifenoller, bilim dünyasında antioksidan özellikleriyle öne çıkan biyoaktif bileşikler olarak tanımlanıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, polifenollerin enflamasyonu azaltıcı, yaşlanmayı geciktirici ve kronik hastalıkları önleyici etkilerine dikkat çekiyor. Bu bileşikler, kalp hastalıklarından nörolojik rahatsızlıklara kadar pek çok alanda vücudu koruma potansiyeli taşıyor.
İtalya’nın Parma Üniversitesi’nden Prof. Daniele Del Rio, polifenollerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran çalışmaların sayısının hızla arttığını belirtiyor. Kalp ve damar hastalıkları, metabolik sendromlar ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların önlenmesinde bu maddelerin önemli rol oynayabileceği ifade ediliyor. Özellikle anti-enflamatuar etkileriyle vücutta oluşan iltihapların azaltılmasına katkı sağlıyor.
Polifenollerin vücut üzerindeki olumlu etkileri sadece teoride kalmıyor. Örneğin, polifenol açısından zengin gıdalarla beslenen bireylerde kalp hastalıkları riskinin yüzde 46 oranında azaldığı yönünde bulgular mevcut.
Polifenoller açısından zengin gıdalar oldukça çeşitli ve bitkisel kaynaklıdır. Koyu renkli orman meyveleri (frenk üzümü, yaban mersini, böğürtlen, mürver), kırmızı soğan, kızıl hindiba, enginar, zeytin, kabuğu soyulmamış ceviz, badem, pikan cevizi ve fındık, hem siyah hem yeşil çay, siyah çikolata, karanfil, kekik, biberiye ve keten tohumu bu maddelerin başlıca kaynakları arasında yer alıyor.
Polifenollerin başka önemli kaynakları arasında saf sızma zeytinyağı ve tempeh (Endonezya’ya özgü fermente soya ürünü) yer alıyor. Ayrıca kırmızı şarap da polifenol içeriyor ancak uzmanlar, yalnızca bu kaynaktan polifenol alımının teşvik edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Polifenollerin tüketiminde resmi olarak önerilen bir günlük doz bulunmamakla birlikte, her bireyin bu bileşikleri farklı oranlarda sindirdiği ve işlediği belirtiliyor. Bu nedenle kişiye özel farklılıklar söz konusu olabiliyor.
Pişirme süreci de polifenol seviyelerini etkileyebiliyor. Özellikle kaynatma sırasında bazı polifenollerin suya geçtiği ve bu suyun atılması durumunda etkili bileşiklerin kaybolduğu belirtiliyor. Bunun yerine sebzelerin buharda pişirilmesi ya da pişirme suyunun çorba gibi tariflerde değerlendirilmesi öneriliyor.
Polifenollerin çoğu bitkinin her kısmında, özellikle de saplarında yoğunlaşıyor. Bu nedenle sebze ve meyvelerin sap, kabuk ve kök kısımlarının da uygun şekilde tüketilmesi polifenol alımını artırıyor. Ancak bazı bitkilerin yenmemesi gereken kısımları da bulunuyor. Örneğin ışgının yaprakları zehirli olabilirken, yeşil renk almış patates kabukları sindirim sorunlarına yol açabiliyor.
Sağlıklı bir yaşam tarzı için çeşitlendirilmiş, renkli ve doğal besinlerle dolu bir diyetin, özellikle polifenol açısından zengin kaynaklarla desteklenmesi önem taşıyor. Günlük öğünlerde bu tür besinlere daha fazla yer vererek hücre yaşlanmasıyla, enflamasyonla ve kronik hastalıklarla mücadelede doğal bir destek sağlamak mümkün.
