2025 yılının Haziran ayında gazeteci Fatih Altaylı, sosyal medya üzerinden yaptığı bir yayın nedeniyle hukuki bir sürecin tarafı oldu. YouTube kanalında paylaştığı video içerikleri gerekçe gösterilerek hakkında "Cumhurbaşkanı'na tehdit" iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Yayındaki bazı ifadeler, iddianamede Türk Ceza Kanunu kapsamında tehdit ve fiili saldırı tanımıyla ilişkilendirildi. Gözaltına alınan Altaylı, sorgusunun ardından mahkemeye sevk edildi ve sulh ceza hakimliği, kaçma riski ve delil karartma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle tutuklama kararı verdi.

İlk duruşma 2025 yılının Ekim ayında yapıldı. Mahkeme, tutukluluğun devamına karar vererek dosyayı 26 Kasım 2025 tarihine erteledi. Gazetecinin cezaevinde geçirdiği süre boyunca savunması ve kamuoyunun tepkisi dikkatle takip edildi. Sosyal medya ve basın çevrelerinde davanın ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışma konusu oldu.

Altaylı’dan Dikkat Çeken Savunma

Fatih Altaylı, savcılık ve mahkeme sürecinde yaptığı açıklamalarda yayın sırasında herhangi bir tehdit kastı taşımadığını belirtti. Videonun tarihsel analiz içerdiğini vurgulayan Altaylı, sözlerinin bağlamından koparıldığını savundu. Söz konusu videoda yer alan ifadelerin tek başına değerlendirilmesinin yanlış bir algıya neden olduğunu dile getirdi. Savunmasında, "Benim söylediklerim tehdit değil, tarihsel bilgi" ifadesine yer verdi. Avukatları ise bu açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Altaylı'nın ikinci duruşması 26 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilecek. Hukuki süreç yalnızca gazetecilik çevrelerinde değil, aynı zamanda kamuoyunda da yakından izleniyor. Dava sonucunun, hem sosyal medya yayınlarının sınırları hem de basın özgürlüğü açısından nasıl bir örnek oluşturacağı merak konusu. Mahkemeden çıkacak kararın, benzer davalar için emsal teşkil etmesi olası görülüyor.