Yaz aylarında güneş ışığından yeterince faydalanıldığı düşünülse de, yapılan araştırmalar D vitamini eksikliğinin bu mevsimde dahi yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bunun başlıca nedenlerinden biri güneş kremi kullanımı. Cildi güneşin zararlı etkilerinden koruyan bu ürünlerin, D vitamini sentezini yüzde 90’dan fazla azaltabildiği belirtiliyor. D vitamini sentezinin temel kaynağı olan UVB ışınlarının cilde doğrudan teması, kremlerle engellendiğinde vücut gerekli vitamini üretemiyor.
D vitamini, besinlerle alınabilen bir vitamin olmasına rağmen esas olarak deriye ulaşan güneş ışınları sayesinde sentezleniyor. Ancak şehir hayatı, kapalı mekanlarda geçirilen zaman, yazın dahi uzun kollu giyinmek ya da güneşten korunmak için yapılan uygulamalar bu süreci sekteye uğratıyor. Uzmanlar, Türkiye gibi güneşli ülkelerde bile toplumun yaklaşık yüzde 88’inde D vitamini yetersizliği görüldüğünü ve bu durumun ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.
Özellikle güneş kremi kullanan bireylerde UVB ışınları cilde ulaşamadığı için vitamin sentezi sınırlanıyor. SPF 15 değerindeki bir ürün bile D vitamini üretimini yüzde 90 oranında azaltabiliyor. Bu durumun yalnızca tatilciler için değil, ofis çalışanları, yaşlı bireyler, gebeler, çocuklar ve kronik hastalığı olanlar gibi risk grupları için de geçerli olduğu belirtiliyor. Üstelik gölgede kalmak, cam arkasında güneşlenmek ya da uzun süre kapalı giysilerle dolaşmak da vitamin sentezini engelleyen diğer etkenler arasında yer alıyor.
D vitamini eksikliğinin önüne geçmek için günün uygun saatlerinde kısa süreli doğrudan güneş temasına dikkat çekiliyor. Özellikle mayıs-eylül ayları arasında, saat 11:00 ile 14:00 arasında, açık tenli bireylerin kollar, yüz ve bacaklarının ortalama 15-30 dakika güneşe maruz kalması yeterli olabiliyor. Ancak bu mümkün değilse veya bireysel riskler mevcutsa, takviye desteği gündeme geliyor.
Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akademisi, doğumdan itibaren bebeklerde günlük 400 IU D vitamini takviyesi öneriyor. Yetişkinlerde de hekim kontrolünde belirlenen dozlarla eksiklik giderilebiliyor. Yağda çözünen bir vitamin olan D’nin zeytinyağı bazlı formülasyonlarla daha iyi emildiği, BHA ve yapay tatlandırıcı içermeyen ürünlerin tercih edilmesi gerektiği bildiriliyor.
Besinlerle D vitamini alımı da önem taşıyor. Balık, yumurta, karaciğer gibi hayvansal kaynaklar zengin D vitamini içerirken; mantar gibi bitkisel kaynaklardaki D2 formunun emilimi D3’e göre daha düşüktür. Türkiye Beslenme Rehberi 2022 verilerine göre ise halkın yüzde 96’sı besinlerle yeterli D vitamini alamıyor. Bu durum özellikle dijital ekran başında vakit geçiren çocuklarda daha belirgin hale geliyor.
D vitamini yalnızca kemik sağlığı için değil, bağışıklık sistemi ve enfeksiyonlara karşı koruma açısından da önem taşıyor. Eksikliğinde çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteoporoz gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Ayrıca otoimmün hastalıklarda düzenleyici rol oynayan D vitamini, vücudun doğal savunma mekanizmasını da destekliyor. Bu nedenle uzmanlar, güneşten yararlanılamayan koşullarda takviye desteğinin bir tedavi aracı değil, koruyucu sağlık yatırımı olduğunu belirtiyor.
