İsrail’in “Yükselen Aslan” operasyonu kapsamında İran’ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırıları devam ederken, gözler stratejik öneme sahip Fordo Yakıt Zenginleştirme Tesisine çevrildi. Bugüne kadar yapılan saldırılarda Natanz dahil birçok nükleer merkez zarar gördü, 14 nükleer bilim insanının hayatını kaybettiği bildirildi. Ancak Fordo, tüm saldırılara rağmen faaliyetini sürdürüyor.
Tahran’ın yaklaşık 160 kilometre güneyinde, dağlık bir bölgede yerin onlarca metre altına inşa edilen Fordo Tesisi, güçlü savunma sistemleriyle korunuyor. Uzmanlar, bu tesisin yalnızca ABD’ye ait GBU-57A/B Dev Nüfuz Edici Bombalar ile yok edilebileceğini belirtiyor. Bu özel mühimmatlar, yalnızca B-2 tipi hayalet bombardıman uçaklarıyla taşınabiliyor.
İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter, operasyonun Fordo hedefi gerçekleştirilmeden tamamlanmış sayılmayacağını ifade etti. Fordo’nun, İran’ın nükleer programındaki sembolik ve stratejik konumuyla, İsrail açısından mutlak bir hedef olarak değerlendirildiği görülüyor.
ABD merkezli Orta Doğu uzmanı Brett McGurk, Fordo’nun İran’ın silah sınıfı nükleer materyal üretiminin merkez üssü olduğunu vurgularken, tesisin sadece fiziksel saldırılarla değil; siber saldırılar veya içeriden sabotaj girişimleriyle de hedef alınabileceğini belirtti. Geçmişte Stuxnet virüsü ve Natanz’daki patlama örnek gösteriliyor, ancak İran’ın son dönemdeki yüksek güvenlik alarmı bu yöntemlerin başarı şansını azaltıyor.
İsrail’in sadece Fordo değil, Kazma Dağı olarak bilinen Kuh-e Kolang Gaz La bölgesinde yapımı süren yeni yer altı tesisini de takip ettiği bildiriliyor. Daha derin ve korunaklı inşa edildiği iddia edilen bu yapı, İran’ın nükleer kapasitesinin gelecekteki en kritik noktalarından biri olarak görülüyor.
Bölgedeki tansiyon yüksekliğini korurken, İran’ın nükleer programına yönelik operasyonlar, diplomatik zeminden uzaklaşıp askeri boyutta daha karmaşık bir sürece evriliyor. Fordo Tesisi ise bu sürecin merkezinde yer almaya devam ediyor.
