23 Nisan 2025'te Marmara Denizi Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem sonrası İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) akademisyenlerince hazırlanan ön rapor, depremin bölgedeki gerilimin yalnızca küçük bir kısmını boşalttığını ortaya koydu. Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (MATAM) tarafından hazırlanan rapora göre, bu sarsıntı biriken sismik gerilimin yalnızca yüzde 12’sini serbest bıraktı. Fayın önemli bir kısmının ise hâlâ enerjisini koruduğu vurgulandı.

Kumburgaz Segmentinde Yalnızca 20 Kilometrelik Hareket

Rapora göre, ana şok 20x12 kilometrelik bir alanda, yaklaşık 30 santimetrelik yer değiştirme ile gerçekleşti. Deprem, Kumburgaz Fayı’nın yalnızca 20 kilometrelik bir kısmında etkili oldu. MATAM Müdürü Prof. Dr. Cenk Yaltırak, 80 kilometre uzunluğundaki segmentte 3,7 metrelik gerilimin yalnızca 0,3 metresinin boşaldığını belirterek, “Bu stres boşaldı demek değil, büyük kısmı hâlâ yerinde” değerlendirmesinde bulundu.

291 Artçı, 40 Kilometrelik Alana Yayılmış Durumda

25 Nisan itibarıyla bölgede 291 artçı sarsıntı kaydedildi. Artçılar özellikle Kumburgaz Havzası ve kuzeydeki ikincil fay hatlarında yoğunlaştı. Bazı artçıların derinliği 30 kilometreye kadar ulaştı. Raporda, 23 Nisan depreminin, 2019’da yaşanan 5,8 büyüklüğündeki Silivri depreminin yaklaşık 5 kilometre güneyinde meydana geldiği ve bu depremler arasında gerilim aktarımı açısından uyum olduğu ifade edildi.

Deprem anında Marmara bölgesinde farklı ivme değerleri kaydedildi. Küçükçekmece’de 0,2 g, Sazlıbosna Barajı’nda 0,16 g, Marmara Ereğlisi ve Arnavutköy’de 0,1 g ivme ölçüldü. Yüzey hareketlerinin sadece uzaklıkla değil, zemin ve topoğrafik yapı ile de ilişkili olduğu; bu nedenle yeni nesil azalım modellerine ihtiyaç duyulduğu raporda vurgulandı.

Yaltırak: “7,8’lik Deprem Senaryosu Korkutmak İçin Değil”

Prof. Dr. Yaltırak, Marmara için dillendirilen 7,8 büyüklüğündeki deprem senaryosunun, bilimsel dayanaklara ve moment hesaplarına dayandığını söyledi. “Bu bir mühendislik hesabıdır, tahmin değil,” diyen Yaltırak, farklı segmentlerin peş peşe kırılabileceği senaryoların göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı.

Toplumun bilimsel uyarılara değil, içini rahatlatan söylemlere yöneldiğini belirten Yaltırak, “İnsanlar gerçekleri konuşanlara değil, kendilerini rahatlatanlara inanıyor. Ancak doğa unutmaz, zamanı geldiğinde hatırlatır” dedi. Yaltırak, bilim insanlarının görevinin toplumun karşı karşıya olduğu en büyük riski tarif etmek olduğunu belirterek, afet senaryolarının bilimsel temelde hazırlanmasının hayati önem taşıdığını söyledi.