Kahve, dünya genelinde sabah ritüellerinin vazgeçilmezlerinden biri. Ancak yemeklerle birlikte tüketildiğinde kahvenin bazı besinlerin emilimini zorlaştırabileceği bilimsel araştırmalarla ortaya konmuş durumda. Özellikle demir, kalsiyum ve B vitaminleri bu etkiden en çok etkilenen besin öğeleri arasında yer alıyor.

Kahvede kafein, polifenoller ve tanninler gibi 1.000’den fazla kimyasal madde bulunuyor. Bu bileşenlerin bazıları, vücuda alınan minerallerin ve vitaminlerin bağırsakta emilimini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Örneğin kahvedeki klorojenik asit, özellikle bitkisel kaynaklı “non-heme” demire bağlanarak vücuttan atılmasına neden olabiliyor. Bu durum özellikle demir eksikliği yaşayanlar, regl dönemindeki kadınlar ve hamileler için önemli bir risk oluşturuyor.

Beslenme uzmanları, kahveyi demir açısından zengin yiyeceklerle aynı anda tüketmemenin daha sağlıklı olduğunu belirtiyor. En az bir saat öncesinde ya da birkaç saat sonrasında kahve tüketmek, bu etkiyi azaltabilir.

Kahvenin olası etkileri bununla sınırlı değil. Kafein, böbrek fonksiyonları üzerinden kalsiyumun vücutta tutulmasını zorlaştırabiliyor. Bu da özellikle kemik sağlığı açısından risk altında olan bireylerde, uzun vadede osteoporoz riskini artırabilir. Aynı şekilde, suda çözünebilen B vitaminlerinin idrarla atılmasına da yol açarak eksikliklere sebep olabilir.

Probiyotik Gıdalarla Kahve Tüketimine Dikkat!

Probiyotik yoğurt, kefir ya da takviyelerle birlikte kahve tüketimi de önerilmiyor. Çünkü kahvede bulunan yüksek ısı, bu yararlı bakterilerin canlılığını azaltarak etkilerini düşürebiliyor. Uzmanlar, kahve içildikten sonra probiyotiklerin alınması için en az 30-60 dakika beklenmesi gerektiğini belirtiyor.

Çay Bir Alternatif mi?

Kahve yerine çay içmek isteyenler için de dikkatli olunması öneriliyor. Çünkü çayda da bulunan polifenoller, benzer şekilde besin emilimini zorlaştırabilir. Bu nedenle çay tüketimi de öğünlerden bağımsız zamanlarda tercih edilmeli.