Hipertansiyon, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir sağlık problemi olmaya devam ediyor. Özellikle vücut ağırlığının idealin yüzde 20 üzerine çıkması, bu riski 8 kat artırıyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nermina Alagiç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada hipertansiyonun "sessiz katil" olarak tanımlandığını ve belirtiler ortaya çıkmadan uzun süre ilerleyebildiğini vurguladı.
Hipertansiyon Nedir?
Kalbin kasılmasıyla damarlara pompalanan kanın oluşturduğu basınca tansiyon denir. Kan basıncı 140/90 mmHg ve üzerindeyse hipertansiyon tanısı konur. Bu durum genellikle kronik olarak gelişir ve zamanla vücutta ciddi tahribatlara yol açabilir.
Belirtiler Neler?
Her zaman belirti vermeyen bu hastalık, fark edilmediğinde kalıcı hasarlara sebep olabilir. Ancak en sık görülen belirtiler şunlardır:
-
Baş ağrısı
-
Burun kanaması
-
Görme bozuklukları
-
Kulaklarda basınç hissi
-
Nefes darlığı
-
Yorgunluk ve çarpıntı
-
Mide bulantısı ve kusma
Kilo Alımıyla Risk Artıyor
Uzm. Dr. Alagiç, yapılan araştırmalara göre ideal kilonun yüzde 20 üzerine çıkan bireylerde hipertansiyon riskinin 8 kat arttığını ifade ediyor. Aşırı kilo ile birlikte obezite, uyku apnesi, böbrek hastalıkları ve hormonal bozukluklar da hipertansiyonun başlıca sebepleri arasında yer alıyor.
Organlara Kalıcı Zarar Veriyor
Tedavi edilmeyen yüksek tansiyon, zamanla kalp, beyin, göz ve böbrek gibi hayati organlarda kalıcı hasarlar oluşturabiliyor. Bu da kalp krizi, felç, beyin kanaması, görme kaybı ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sonuçlara yol açabiliyor.
Felç Riski 2 Katına Çıkıyor
Hipertansiyon, dünya genelinde en sık görülen 3’üncü ölüm sebebi olarak dikkat çekiyor. Felç geçiren hastaların yüzde 60’ında hipertansiyon geçmişi bulunduğunu belirten uzmanlar, felç riskinin 2 kat arttığını vurguluyor.
Tuzu Azaltın, Harekete Geçin
Aşırı tuz tüketimi, hareketsizlik ve yüksek kilo hipertansiyon riskini önemli ölçüde artırıyor. Uzm. Dr. Alagiç, büyük tansiyonun düşürülmesiyle:
-
Genel ölüm riskinin %10-15
-
İnme riskinin %30
-
Kalp damar hastalıklarının %20
-
Kalp yetmezliğinin %40 oranında azaldığını** ifade ediyor.
