Tansiyon hastalığı, tıpta hipertansiyon olarak bilinir ve genellikle yıllarca hiçbir belirti vermeden organlara zarar veren tehlikeli bir durumdur. Bu yüzden uzmanlar hipertansiyona “sessiz katil” adını vermektedir. Türkiye’de her üç yetişkinden biri bu hastalığı taşırken, çoğunun haberi bile yoktur. Tanı konulanların büyük bir kısmı da ilaçlarını ya düzensiz kullanmakta ya da tamamen bırakmaktadır. Oysa kontrol altına alınmayan tansiyon, kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi hayati risklere neden olabilir.
Hipertansiyon, kanın damar çeperine yaptığı basıncın yüksek seyretmesidir. Bu basınç zamanla damarları yıpratır, sertleştirir ve daraltır. Kalp, bu daralmış damarlar yüzünden daha fazla çalışmak zorunda kalır, kası kalınlaşır ve zamanla yorulur. Beyin damarları çatlayabilir, bu da ani felçlere neden olabilir. Böbreklerdeki damarlar zarar gördüğünde ise süzme işlevi bozulur ve böbrek yetmezliği gelişebilir. Gözlerdeki küçük damarlar da etkilenerek görme kaybına yol açabilir. Tüm bu hasarlar uzun yıllar boyunca belirti vermeden ilerleyebilir.
Birçok insan baş ağrısı ya da halsizlik yaşamadığı sürece tansiyonunu ölçtürme gereği duymaz. Bu da hastalığın sessizce ilerlemesine neden olur. Ancak unutulmamalıdır ki, kendinizi iyi hissetseniz bile tansiyon yüksek olabilir ve bu sırada organlar içeriden yıpranıyor olabilir. Felç geçiren hastaların büyük çoğunluğunda yüksek tansiyon olduğu tespit edilmiştir. Aynı şekilde ani kalp krizlerinin de çoğu, yıllarca fark edilmeden ilerleyen tansiyon nedeniyle meydana gelmektedir.
50 yaşından sonra tansiyon ölçümü, kişisel bakımın bir parçası haline getirilmelidir. Haftada en az iki gün, sabah ve akşam olmak üzere düzenli ölçüm yapılması önerilir. Eğer ailede hipertansiyon öyküsü varsa, kişi obezse, sigara içiyorsa veya diyabet hastasıysa, bu ölçümler her gün yapılmalıdır. Ölçüm yaparken oturduktan sonra 5 dakika beklenmeli, manşet kalp hizasında olmalı, kol çıplak olmalı ve ölçüm sırasında konuşulmamalı, bacak bacak üstüne atılmamalıdır. Evde kullanılan cihazın kaliteli ve medikal onaylı olması da son derece önemlidir.
Hipertansiyon yalnızca ilaçla değil, yaşam tarzı değişikliğiyle de kontrol altına alınabilir. Günde bir çay kaşığından fazla tuz tüketmemek, fazla kilolardan kurtulmak, haftada beş gün 30 dakikalık tempolu yürüyüşler yapmak, sigarayı bırakmak ve alkolü sınırlamak en temel önlemler arasındadır. Stres yönetimi de bu sürecin önemli bir parçasıdır. Derin nefes egzersizleri, meditasyon, müzik dinlemek ya da doğada vakit geçirmek, tansiyonu dengelemeye yardımcı olur. Tüm bu önlemler, bazı kişilerde ilaç kullanma gereğini bile ortadan kaldırabilir. Ancak ilaç gerekiyorsa da bundan kaçınmamak gerekir.
Tansiyon ölçümlerinin ortalaması alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Gün içinde sabah aç karnına ve akşam yemeğinden sonra ölçüm yapılması önerilir. Tansiyonun 140/90 mmHg’nin üzerinde seyretmesi hipertansiyon kabul edilir. Ancak bazı bireylerde daha düşük sınırlar bile risk oluşturabilir.
Uyku sırasında tansiyonun düşmesi beklenir. Ancak bazı kişilerde gece boyunca tansiyon yüksek kalır. Bu duruma “non-dipper hipertansiyon” adı verilir ve sabaha karşı felç ya da kalp krizi riskini 2–3 kat artırır. Gece yüksek tansiyon, horlama, uyku apnesi, sabah baş ağrısı veya gece sık idrara kalkma gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu durumda 24 saatlik tansiyon holter cihazıyla izlem yapılması gerekir.
Türkiye’de hipertansiyon hastalarının yarısı hastalığının farkında değildir. Farkında olanların da çoğu ilaçlarını düzensiz kullanmakta veya “bugün iyiyim” diyerek ilaçlarını aksatmaktadır. Bu da hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırmakta, felç ve kalp krizi riskini artırmaktadır.
Tansiyon ilacı kullanmak, birçok kişi için korkutucu olabilir. Özellikle “bir kere başlarsam ömür boyu bırakmam” düşüncesi yaygındır. Oysa bu doğru değildir. Yaşam tarzı değiştirildiğinde, kilo verildiğinde ve stres yönetimi sağlandığında ilaç dozu azaltılabilir, hatta bazı durumlarda doktor kontrolünde tamamen bırakılabilir. Ancak hiçbir zaman ilaç bırakma kararı kişisel olarak verilmemelidir.
Sonuç olarak, hipertansiyon fark edilmediğinde sessizce organlara zarar veren ciddi bir hastalıktır. Ölçmeden bilemezsiniz. Tansiyonunuzu düzenli olarak takip etmek, sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek ve gerektiğinde tedaviye sadık kalmak, sağlıklı ve uzun bir ömrün anahtarıdır.
