Yaz aylarında çocukların ilgisini çeken renkli buzlu meyve içecekleri, özellikle sinema salonları, oyun alanları ve doğum günü partilerinde sıkça tüketiliyor. Ancak masum bir serinleme tercihi gibi görünen bu içecekler, çocuk sağlığı açısından ciddi riskler barındırıyor. İngiltere'de yaşanan son bir olayda, iki yaşındaki Arla Agnew, bir doğum günü partisinde içtiği slushy içecek nedeniyle fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Çocuğun hipoglisemik şoka girmesi, bu tür içeceklerin özellikle küçük çocuklar için tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini bir kez daha gündeme taşıdı. İngiltere ve İrlanda'da 2018-2024 yılları arasında en az 21 çocuğun benzer semptomlarla hastaneye başvurduğu tespit edildi.

Bu içeceklerin ortak noktası, içeriklerinde yer alan “gliserol” adlı katkı maddesi. Genellikle etiketlerde E422 olarak geçen gliserol, buzlu içeceklerin kıvamını korumak amacıyla kullanılıyor. Bu madde, şekerin yerine geçerek donmayı yavaşlatıyor ve içeceğin uzun süre buzlu kalmasını sağlıyor. Ancak küçük yaştaki çocukların kısa sürede yüksek miktarda gliserol tüketmesi, baş dönmesi, mide bulantısı, göz kararması, bilinç kaybı ve hatta nörolojik sorunlara yol açabiliyor. Gıda Standartları Ajansı (FSA), 7 yaş altı çocuklara gliserol içeren içeceklerin verilmemesi gerektiğini, 7-10 yaş grubundakilerin ise günde 350 ml’den fazla tüketmemeleri gerektiğini bildirdi.

Cambridgeshire’da yaşayan bir annenin 300 ml’lik içecek sonrası çocuklarında yaşadığı zehirlenme belirtileri, uzmanların uyarılarını güçlendirdi. Diğer bir olayda, dört yaşındaki bir çocuk, bir oyun merkezinde içtiği slushy içeceğin ardından bilinç kaybı yaşadı. Çocuğun annesi, müdahale edilmemesi durumunda daha ciddi sonuçların doğabileceğini belirterek içeceğin yasaklanması gerektiğini ifade etti. Bu içeceklerin bir porsiyonunda yaklaşık üç çay kaşığı gliserol bulunabiliyor ve bu miktar dört yaşın altındaki çocuklar için güvenli kabul edilen sınırın üzerinde.

Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Meryem Keçeli, gliserol ve diğer katkı maddelerinin küçük yaştaki çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek; karaciğer ve böbrek kapasiteleri henüz gelişmemiş çocuklarda bu maddelerin toksik etki yaratabileceğini vurguladı. Ayrıca bağışıklık sistemi ve sindirim sistemi de bu tür katkı maddelerine karşı daha savunmasız. Gliserol başta olmak üzere yapay aroma, tatlandırıcı ve renklendiricilerin de çocuklarda kaşıntı, döküntü, huzursuzluk, baş dönmesi, mide bulantısı, boğazda yanma, öksürük ve solunum sıkıntısına yol açabileceği ifade ediliyor.

Ticari buzlu içeceklerin yerine, evde hazırlanabilecek doğal içerikli serinletici alternatifler ise daha sağlıklı seçenekler sunuyor. Doç. Dr. Keçeli’ye göre evde yoğurt, taze meyve ve az miktarda bal ile yapılabilecek içecekler, katkı maddesi içermemeleri açısından çocuklar için daha güvenli. Örneğin yoğurt, muz, çilek ve biraz bal kullanılarak blenderda hazırlanan karışım, buz eklenerek serinletici bir içeceğe dönüştürülebiliyor. Benzer şekilde limon, elma rendesi, nane ve bal karışımıyla yapılan doğal limonata da yazın tercih edilebilecek içecekler arasında yer alıyor.

Üreticilerin slushy içeceklerde ne kadar gliserol kullandıklarını genellikle ürün etiketinde belirtmemesi ise ebeveynlerin işi daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle çocuklara yönelik içecek tercihlerinde mümkün olduğunca şeffaf içerikli, katkı maddesi belirtilmiş ürünler seçilmesi öneriliyor. FSA’nın raporuna göre, bu içeceklerdeki gliserol miktarı yasal olarak sınırlandırılmamış durumda ve bu durum, özellikle kontrolsüz tüketimi daha tehlikeli hale getiriyor.

Son olarak uzmanlar, çocukların belirti göstermesi durumunda gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini belirtiyor. Özellikle bilinç kaybı, solunum sıkıntısı, dudakta morarma, ani davranış değişiklikleri gibi belirtiler, ciddi bir reaksiyonun habercisi olabilir. Yaz aylarında çocukların sağlığını tehdit eden bu renkli ancak tehlikeli içecekler konusunda daha bilinçli tüketim alışkanlıklarının benimsenmesi gerektiği belirtiliyor.