Tip 1 diyabetli bireylerin uygun tedavi, düzenli sağlık takibi ve kişiye özel beslenme planıyla profesyonel düzeyde spor yapabileceği belirtildi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şengül Aydın Yoldemir, diyabet tanısının çocukları ve gençleri aktif yaşamdan uzaklaştırmaması gerektiğini söyledi. Spor öncesinde, sırasında ve sonrasında kan şekeri düzeyinin izlenmesi gerektiğini vurgulayan Yoldemir, insülin dozlarının ve beslenme düzeninin yapılan egzersize göre planlanmasının önemine dikkat çekti.
Tip 1 diyabet, pankreasta insülin üreten hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından hasara uğratılması sonucunda gelişen kronik bir hastalık olarak biliniyor. Vücudun yeterli insülin üretememesi nedeniyle hastaların kan şekeri düzeylerini düzenli biçimde takip etmesi ve tedavilerini aksatmaması gerekiyor. Ancak bu durumun doğru yönetildiğinde koşu, yüzme, bisiklet, tenis, futbol ve basketbol gibi sporlarla ilgilenmeye engel olmadığı ifade ediliyor.
Tip 1 Diyabetli Bireyler Spor Yaparken Nelere Dikkat Etmeli
Fiziksel aktivitenin Tip 1 diyabet yönetiminin önemli parçalarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. Şengül Aydın Yoldemir, düzenli egzersizin kalp ve damar sağlığını desteklediğini, kas gücünü artırdığını ve yaşam kalitesine katkı sağlayabildiğini söyledi. Egzersizin insülin duyarlılığını artırabileceğini aktaran Yoldemir, spor programının kişinin yaşı, kondisyonu, kullandığı tedavi ve seçtiği branşa göre hazırlanması gerektiğini kaydetti.
Tip 1 diyabetli bireylerde kan şekeri düzeyi, yapılan egzersizin süresine ve yoğunluğuna bağlı olarak farklı şekilde değişebiliyor. Uzun süren aerobik aktiviteler sırasında veya sonrasında kan şekeri düşüklüğü görülebilirken bazı kısa süreli ve yoğun antrenmanlar geçici kan şekeri yükselmesine yol açabiliyor. Bu nedenle herkese uygulanabilecek tek bir egzersiz veya beslenme programı bulunmuyor.
Spor yapan bireylerin kan şekeri düzeyini aktivite öncesinde, sırasında ve sonrasında takip etmesi önem taşıyor. Kullanılan insülin miktarı, öğünlerin zamanı ve alınacak karbonhidrat miktarı da hekim veya diyabet ekibinin önerisi doğrultusunda düzenlenmeli. Özellikle yeni bir spor dalına başlanırken vücudun vereceği yanıtın yakından izlenmesi gerekiyor.
Sürekli glikoz ölçüm sistemleri, insülin pompaları ve diğer teknolojik yardımcılar spor sırasındaki değişikliklerin daha kolay takip edilmesine katkı sağlayabiliyor. Buna karşın teknolojik cihazların tek başına yeterli olmadığı, bireyin hipoglisemi ve hiperglisemi belirtilerini tanımasının da güvenli spor açısından büyük önem taşıdığı belirtiliyor.
Alexander Zverev’in Başarısı Diyabetli Gençlere Örnek Oldu
Tip 1 diyabetle yaşayan profesyonel sporcuların elde ettiği uluslararası başarılar, hastalığın doğru yönetildiğinde sportif hedeflerin önünde kesin bir engel oluşturmadığını gösteriyor. Bu isimler arasında dünya tenisinin önde gelen sporcularından Alexander Zverev de bulunuyor.
Çocukluk döneminde Tip 1 diyabet tanısı alan Alman tenisçi, 7 Haziran 2026’da Fransa Açık erkekler finalinde Flavio Cobolli’yi yenerek kariyerinin ilk Grand Slam şampiyonluğuna ulaştı. Zverev’in dünyanın en zorlu tenis turnuvalarından birinde zirveye çıkması, diyabetli çocuklar ve gençler açısından dikkat çekici bir örnek oluşturdu.
Yoldemir, profesyonel sporcuların başarısının arkasında yalnızca yetenek ve yoğun antrenman bulunmadığını, sağlık süreçlerinin de disiplinli biçimde yönetildiğini belirtti. Düzenli hekim kontrolü, kan şekeri takibi, uygun beslenme ve tedaviye uyum sayesinde Tip 1 diyabetli bireylerin üst düzey performans gösterebildiğini ifade etti.
Ailelerin ve antrenörlerin de çocukların sağlık durumunu yakından tanıması gerekiyor. Hipoglisemi belirtilerinin bilinmesi, gerekli ekipmanların ulaşılabilir bir yerde tutulması ve antrenman planının sağlık ekibiyle paylaşılması olası risklerin azaltılmasına yardımcı oluyor.
Tip 1 diyabet tanısının çocukların yaşam hedeflerinden veya sportif hayallerinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini belirten Yoldemir, doğru yönetimle birçok branşta aktif ve başarılı bir spor yaşamının mümkün olduğunu söyledi. Spor programına başlamadan veya mevcut antrenman düzenini değiştirmeden önce kişisel sağlık değerlendirmesi yapılması gerektiğinin de altını çizdi.
