Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’de attığı yeni adımlar Ankara-Atina hattındaki gelişmeleri yeniden gündeme taşıdı. Peki Türkiye’nin 1-15 Eylül tarihleri için Meis’in güneybatısında ilan ettiği NAVTEX ne anlama geliyor? Yunanistan bu karara neden tepki gösteriyor? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi dönüşünde Yunanistan’a yönelik yaptığı açıklamaların ardından Türkiye’nin NAVTEX kararı iki ülke arasındaki deniz yetki alanları tartışmalarını yeniden öne çıkardı. Meis Adası, Ege’de karasularının genişletilmesi, deniz milli parkları ve Doğu Akdeniz’deki yetki alanları başlıkları Ankara ile Atina arasındaki gündemin ana maddeleri arasında bulunuyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali de A Haber yayınında NAVTEX kararını, bölgedeki askeri hareketliliği ve Yunanistan’ın savunma politikalarını değerlendirdi.

Türkiye’nin NAVTEX Kararı Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’nin 1-15 Eylül tarihleri arasında Meis’in güneybatısında ilan ettiği NAVTEX, iki ülke arasında deniz yetki alanlarına ilişkin süren tartışmaların ardından gündeme geldi.A Haber yayınında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali, Meis ile Kaş arasındaki mesafeye dikkat çekerek Yunanistan’ın bölgedeki deniz yetki alanlarına ilişkin taleplerini “maksimalist” olarak nitelendirdi.Ali, NAVTEX uygulamasının günümüzde yalnızca denizcilere yönelik teknik bildirim olarak değerlendirilmediğini, devletlerin denizlerdeki tutumlarını ortaya koydukları diplomatik ve hukuki araçlardan biri haline geldiğini ifade etti.Yunanistan’ın Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz milli parklarına ilişkin yaklaşımına karşı Türkiye’nin de Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de adımlar attığını belirten Ali, son NAVTEX kararının Ankara’nın kıta sahanlığı konusundaki tezleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bölgede askeri hareketlilik bulunduğunu da aktaran Ali, Kaş açıklarında Türk denizaltısının bulunduğunu, Yunanistan’ın İsrail’den aldığı Heron İHA’larıyla gözetleme faaliyetleri yürüttüğünü söyledi. Türkiye’nin de Dalaman’daki İHA’larını devreye aldığını ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Gemisi’nin faaliyetlerinin takip edildiğini ifade etti.Ege’deki diğer tartışma başlıklarından biri de karasuları meselesi. Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 mile çıkarma ihtimali uzun süredir Ankara’nın itiraz ettiği konular arasında bulunuyor. Ali, Türkiye’nin 1995 yılında TBMM kararıyla böyle bir adımı “casus belli” olarak değerlendireceğini açıkladığını hatırlattı.

Yunanistan’ın Silahlanma Politikası Ve İsrail İle İş Birliği Gündemde

Dr. Anar Ali’nin değerlendirmelerinde Yunanistan’ın savunma harcamaları ile İsrail’le geliştirdiği askeri ilişkiler de yer aldı. Ali, iki ülke arasındaki savunma iş birliği kapsamında füze ve radar sistemlerinin gündeme geldiğini belirterek Atina’nın ordusunu modernize etmeye çalıştığını ifade etti.Ali’ye göre Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki yakınlaşmanın bölgedeki dengeler açısından Türkiye tarafından yakından takip edilmesi gerekiyor. EastMed projesine de değinen Ali, projenin güzergâhı ve Türkiye’nin kıta sahanlığına ilişkin itirazlarının geçmiş yıllarda önemli bir anlaşmazlık konusu olduğunu söyledi.

Yunanistan’ın savunma harcamalarının ülke ekonomisine getireceği yük hakkında da değerlendirme yapan Ali, Türkiye ile Yunanistan’ın savunma bütçeleri arasında ciddi fark bulunduğunu savundu. Türkiye’nin savunma sanayisindeki üretim ve ihracat kapasitesinin Ankara açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu dile getirdi.Ali ayrıca Avrupa’daki siyasi gelişmelere değinerek Almanya, Fransa ve İtalya dahil bazı ülkelerde aşırı sağ partilerin yükseliş gösterdiğini söyledi. Ege ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların ise Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki önemli gündem maddeleri arasında kalmayı sürdürdüğünü ifade etti.