Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kullanıma sunulan yapay zeka destekli radyoterapi ünitesi, kanser tedavisinde çığır açacak nitelikte özellikler sunuyor. Özellikle tümörlü dokunun hassas şekilde hedef alınmasını ve sağlıklı hücrelerin korunmasını sağlayan bu yeni nesil cihaz, kişiselleştirilmiş tedavi planları ile dikkat çekiyor. Yüksek doğruluk oranıyla çalışan sistem, tedavi sürecinde hem başarı oranını artırıyor hem de hastanın konforunu önceleyen teknolojik çözümler sunuyor.
Kanser, modern tıbbın en zorlu alanlarından biri olarak kabul edilmeye devam ederken, geliştirilen bu tür yenilikçi cihazlar tedavi sürecine hem fiziksel hem de psikolojik olarak olumlu katkılar sunuyor. Cerrahi ve kemoterapi gibi yöntemlerin yanı sıra radyoterapi, kanserle mücadelede temel yöntemlerden biri olarak kabul ediliyor. Son yıllarda hızla gelişen yapay zeka teknolojisi ise bu alana entegre edilerek radyoterapinin hassasiyetini ve etkinliğini artırmayı mümkün kılıyor.
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayata geçirilen yapay zeka destekli radyoterapi cihazı da bu dönüşümün bir parçası. Radyasyon Onkolojisi Kliniği’nden Prof. Dr. Zerrin Özgen’in açıklamalarına göre, söz konusu sistemle birlikte her hastaya özel tedavi planları yapılabiliyor. Tedavi süreci, tümörün yeri, boyutu ve çevresindeki dokular detaylı analiz edilerek belirleniyor. Bu sayede yalnızca tümörlü bölge hedef alınıyor, sağlıklı dokular ise korunmuş oluyor.
Yeni cihaz, aynı zamanda tedavi planlarının daha hızlı ve güvenilir şekilde hazırlanmasını mümkün kılıyor. Kalite kontrol süreçlerinde sağlanan kolaylık sayesinde hem zamandan tasarruf ediliyor hem de tedavi sürecindeki güvenlik artırılıyor. Prof. Dr. Özgen’e göre cihazın en büyük avantajı, tedavi sırasında hastaya yüksek doğrulukla müdahale edebilmesi ve sağlam organların zarar görmesini önlemesi.
Tedavi süresince hastaların sabit kalması da tedavi kalitesi açısından kritik önemde. Ancak uzun süre aynı pozisyonda kalmak hastalar için zorlayıcı olabiliyor. Bu yeni sistem, altı yönlü hareket kabiliyetine sahip masası sayesinde tedavi süresince hastanın konforunu koruyarak, olası kıpırdamaların tedaviye etkisini minimize ediyor. Böylece hem daha etkili bir ışınlama sağlanıyor hem de tedavi süreci hasta açısından daha az yıpratıcı hale geliyor.
Akciğerden beyin tümörlerine, lösemiden kemik kanserlerine kadar çok çeşitli kanser türlerinin tedavisinde kullanılabilen bu teknoloji, onkolojik tedavilerde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Özellikle kişiye özel ve hassas tedavi planlamasıyla, hastaların yaşam kalitesinin korunması ve tedavi başarı oranlarının yükseltilmesi hedefleniyor.
