Filmlerde “hastalıkta ve sağlıkta” diye verilen söz, bazı çiftler için hayatın tam da ortasında bir gerçekliğe dönüşüyor. Eşine böbreğini, ciğerinin bir parçasını vererek ikinci bir yaşam şansı tanıyanlar, fedakârlığın ne kadar derin olabileceğini gösteriyor. Peki, siz böyle bir durumda ne yapardınız?
Bu sorunun yanıtı sadece organ bağışı değil; sevgi, bağlılık, güven, hatta geçmişte yaşanan kırgınlıklar üzerinden şekilleniyor. İşte eşine hayat verenler ve bu soruya gönülden ya da tereddütle yanıt verenlerin samimi hikâyeleri...
Doğum Günü Hediyesi: Bir Böbrek!
Sakarya’da yaşayan 42 yaşındaki Deniz Ağca, böbrek yetmezliği teşhisi aldıktan sonra zorlu bir süreçten geçti. Ancak hayat arkadaşının ona sunduğu “sürpriz” doğum günü hediyesiyle yeniden hayata tutundu. Eşi İsmail Ağca, “Senin böbrek aramana gerek yok, doğum günü hediyesi olarak veririm” diyerek böbreğini bağışladı. Ameliyat başarıyla gerçekleşti ve Deniz Ağca sağlığına kavuştu.
Benzer bir hikâye, karaciğer naklinde yaşandı. 46 yaşındaki Kadir Çalık’a eşi İlknur Çalık donör oldu. Üstelik bu anlamlı operasyon, çiftin evlilik yıl dönümüne denk geldi. “O an, evliliğimizin en büyük taçlandırılmasıydı,” diyen İlknur Hanım, eşine verdiği bu hediye ile aşkın ve bağlılığın somut bir kanıtı oldu.
Aynı Soruya Farklı Cevaplar: Eş İçin Organ Bağışı
Bu fedakârlığı herkes yapar mı? Cevaplar kişisel hikâyelere, ilişkilerin dinamiğine ve yaşanmışlıklara göre oldukça farklılık gösteriyor:
İlker T. (41): “Eşim için kalbimi bile veririm. İki çocuğumuz var ve o, onlara benden çok daha iyi bakar. Organımı esirgeyeceksem bu ilişkiye 'eş' denemez zaten.”
Sibel K. (53): “Boşandım ama evliyken de vermezdim. O da bana vermezdi çünkü. Ben çocuğum için yaşamalıyım. Sağlığımı riske atmam.”
Orhan H. (55): “Eşimi sevmesem bile verirdim. Çünkü bu bir insanlık görevi. Bilinçli olmak önemli. Tek böbrekle de yaşayabilirsiniz, karaciğer zaten yenileniyor.”
Özgür L. (47): “Eşim için değil, bir yabancı çocuk için veririm. Gönüllü kök hücre bağışçısıyım ama bana su bile vermeyen biri için tırnağımı vermem.”
Nermin T. (38): “İçimden vermek geçer ama korkarım. Çocuklarım ne olur, işim ne olur, düşünmeden edemem.”
Özlem Ç. (44): “Eşim beni aldattı, saygım kalmadı. Böbreğimi versem iyileşir iyileşmez alır gider. Eskiden verirdim ama artık asla.”
Peki Siz Ne Yapardınız?
Bu soru yalnızca tıbbi bir karar değil, aynı zamanda ilişkilerin aynası gibi. Eş için organ bağışı, gerçek sevgiyle mi yapılır yoksa yalnızca şartlar ve sorumluluklar mı belirleyicidir?
“Canımı veririm” diyen de var, “su bile vermem” diyen de… Sizce “bir parçamı vermek” ilişkide sevginin en güçlü kanıtı mı, yoksa sınır mı?