Türkiye’de milyonlarca çalışan geçimini asgari ücretle sağlamaya çalışırken Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalar gelir farkını yeniden gündeme taşıdı. Peki Türkiye asgari ücret sıralamasında neden alt basamaklarda yer alıyor? Çalışanların aldığı ücret döviz karşısında neden hızla değer kaybediyor? Maaş artışları vatandaşın alım gücünü korumaya yetiyor mu? Avrupa’da ücretler ile Türkiye’deki asgari ücret arasındaki fark neden kapanmıyor? Temmuz 2026 dönemine ait veriler, Türkiye’nin euro cinsinden hesaplanan brüt asgari ücrette Avrupa’nın alt sıralarında bulunduğunu gösterdi. Satın alma gücüne göre yapılan hesaplamalarda ülkeler arasındaki mesafe azalsa da kira, gıda, ulaşım ve enerji giderleri çalışanların bütçesindeki ağırlığını koruyor. Bu tablo, yalnızca maaş tutarıyla değil; enflasyon, döviz kuru, vergi yapısı ve temel ihtiyaçların maliyetiyle birlikte değerlendiriliyor.
Yüksek Enflasyon Maaşların Değerini Düşürüyor
Türkiye’nin Avrupa sıralamasındaki konumu çalışanların daha az üretmesi ya da daha kısa süre çalışmasıyla açıklanmıyor. Ücretlerin euro karşılığını aşağı çeken başlıca unsurlar arasında yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybı bulunuyor. Asgari ücrete yapılan zamlar TL üzerinden maaşı artırsa da fiyatların aynı dönemde hızlı yükselmesi, çalışanın satın alabildiği mal ve hizmet miktarını sınırlıyor.
Döviz kurundaki hareketlilik de Türkiye’deki ücretlerin Avrupa ülkeleriyle karşılaştırılmasını doğrudan etkiliyor. Türk lirasıyla belirlenen maaş, euroya çevrildiğinde kurdaki yükseliş nedeniyle daha düşük görünüyor. Eurostat’ın 2026 başı verilerinde Avrupa Birliği ülkelerindeki aylık brüt asgari ücretler Bulgaristan’da 620 eurodan başlarken Lüksemburg’da 2 bin 704 euroya kadar çıkıyordu. Aynı dönemde Türkiye için hesaplanan tutar yaklaşık 654 euro seviyesindeydi.
Satın Alma Gücü Farklı Bir Tablo Ortaya Koyuyor
Ülkeler arasındaki ücret karşılaştırmalarında yalnızca euro cinsinden maaşa bakılması çalışanların yaşam şartlarını tam olarak göstermiyor. Mal ve hizmet fiyatlarının ülkeden ülkeye değişmesi nedeniyle satın alma gücü ölçümü de değerlendirmeye katılıyor. Bu hesaplama yapıldığında Türkiye ile bazı Avrupa ülkeleri arasındaki fark daralıyor ve sıralama değişebiliyor.
Ancak satın alma gücü sıralamasındaki yükseliş, asgari ücretlinin rahat geçinebildiği anlamına gelmiyor. Barınma, beslenme, ulaşım ve faturalar için ayrılan pay arttıkça maaştan geriye kalan tutar azalıyor. Ücretlerin kalıcı biçimde değer kazanması için fiyat artışlarının yavaşlaması, döviz kurundaki oynaklığın azalması ve maaş artışlarının hayat pahalılığı karşısında korunması gerekiyor. Temmuz 2026 verileri de Türkiye’de asgari ücretin nominal olarak Avrupa’nın alt basamaklarında kaldığını, satın alma gücü hesabının ise yaşam koşullarını tek başına açıklamadığını ortaya koyuyor.