Yapay zekâ teknolojilerinin kullanım alanı her geçen gün genişlerken, hukuk dünyasındaki yeri de bilimsel bir araştırmayla ele alındı. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bilişim Hukuku Dergisi'nde yayımlanan çalışma, Erzurum'da görev yapan avukat, hâkim ve akademisyenlerin yapay zekâya ilişkin görüşlerini ortaya koydu.
Ceyhun Serçemeli tarafından hazırlanan “İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Alanında Yapay Zekâ Kullanımına İlişkin Hukukçu Görüşleri” başlıklı araştırmada, nitel araştırma yöntemi kullanıldı. Bu kapsamda hukukçularla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirildi. Çalışmada, yapay zekânın hukuk uygulamasında hız ve verimlilik sağlayabileceği, ancak insani değerlerin ve vicdani değerlendirmenin yerini alamayacağı vurgulandı.
Avukatlar Daha Katı Yaklaşıyor
Araştırmanın sonuçlarına göre, yapay zekâ araçlarının kullanımına en katı yaklaşan grup avukatlar oldu. Avukatlar, özellikle duruşmalar ve müvekkillerle gerçekleştirilen görüşmeler sırasında duygusal zekâ, vicdan ve empatinin belirleyici olduğunu ifade etti.
Hukuk uygulamasında müvekkille kurulan güven ilişkisinin önemine dikkat çekilen çalışmada, bu ilişkinin yalnızca teknik bilgiyle yürütülemeyeceği değerlendirildi. Avukatların, insan ilişkilerine dayalı süreçlerde yapay zekânın sınırlı kalacağı görüşünü taşıdığı görüldü.
Hâkimler Vicdani Kanaat Nedeniyle Mesafeli
Hâkimlerin ise yapay zekâdan hesaplamalar ve teknik ayrıntılar bakımından belirli ölçüde yararlanılabileceğini düşündüğü belirlendi. Bununla birlikte hâkimlerin, yargılama sürecinin temel unsurlarından biri olan “vicdani kanaat” nedeniyle teknolojiye mesafeli yaklaştığı kaydedildi.
Çalışmada, karar verme sürecinin yalnızca verilerin değerlendirilmesinden ibaret olmadığına işaret edildi. Hâkimlik görevinde vicdani kanaatin önem taşıması nedeniyle yapay zekânın karar vericinin yerine geçemeyeceği vurgulandı.
Akademisyenler Etik Çerçeveye Dikkat Çekti
Araştırmaya katılan akademisyenler ise yapay zekâ araçlarının etik ilkeler gözetilerek kullanılabileceğini belirtti. Akademik görüşlere göre bu teknolojiler, derslerde ve bilimsel araştırmalarda yardımcı bir araç olarak değerlendirilebilir. Ancak kullanım sürecinde etik kuralların öncelikli olması gerektiği ifade edildi.
Hesaplamalarda Destek, Kararlarda İnsan
İş ve sosyal güvenlik hukuku alanında yapay zekânın avantajları ile sınırlılıklarının karşılaştırıldığı çalışmada, teknolojinin özellikle teknik ve hesaplamaya dayalı işlerde fayda sağlayabileceği belirtildi. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai alacakları ve sosyal güvenlik ödemeleri gibi karmaşık hesaplamalarda yapay zekânın hızlı ve doğru sonuçlar sunarak zaman tasarrufu sağlayabileceği değerlendirildi.
Buna karşılık, avukatlık ve hâkimlik gibi insan ilişkilerine dayalı mesleklerde yapay zekânın insanın yerini alamayacağı ifade edildi. Dava sürecinde müvekkille kurulan güven bağının yanı sıra hâkim kararlarında etkili olan vicdani kanaatin de teknoloji tarafından ikame edilemeyeceğinin altı çizildi.
Hukuk İçin Hibrit Model Önerisi
Araştırmanın sonuç bölümünde, hukuk pratiğinde yapay zekânın verimlilik ve adalet hedefleri birlikte gözetilerek “hibrit” bir model içinde kullanılması önerildi. Bu yaklaşıma göre yapay zekâ; hesaplamalar, veri analizleri ve belge hazırlama gibi teknik görevlerde hukukçulara destek olmalı. Karar alma, müvekkil ilişkileri ve vicdani kanaat gerektiren süreçler ise insan odaklı yürütülmeli.
Çalışmada ayrıca geleceğin hukukçularının yapay zekâ ve dijital araçları bilinçli biçimde kullanabilmesi için hukuk eğitiminde bu teknolojilere ilişkin farkındalık oluşturulması gerektiği belirtildi. Araştırmada, “Yapay zekâ hukuk alanında önemli bir yardımcı araç olarak değer kazanacak, ancak insanın duygusal zekâ ve vicdani yetilerini tamamlayıcı bir rol üstlenecektir. İnsan faktörü ve duygusal zekâ her zaman adaletin sağlanmasında belirleyici olmaya devam edecektir” ifadelerine yer verildi.

