Bel, boyun ve kas-iskelet sistemi ağrıları yaşayan bazı kişiler, fiziksel şikayetleri azaldıktan sonra bile yeniden ağrı yaşayacağı veya sakatlanacağı düşüncesiyle günlük hareketlerden uzak durabiliyor. Tıp dünyasında “kinezyofobi” olarak adlandırılan hareket korkusu, uzun süre ağrı yaşayan kişilerde günlük hayatı etkileyebilen durumlar arasında gösteriliyor. Medipol Sağlık Grubu Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Emine Işıl Üstün, ağrının vücudun doğal uyarılarından biri olduğunu ancak uzun süren ağrı deneyiminin bazı kişilerde hareket etmeye karşı yoğun korkuya dönüşebildiğini söyledi. Kişinin ağrısı azalsa dahi eğilmek, ayağa kalkmak, yürümek veya günlük hayatında daha önce rahatlıkla gerçekleştirdiği hareketleri yapmaktan kaçınabildiğini anlatan Üstün, hareketsizliğin zaman içerisinde farklı sorunları beraberinde getirebileceğini ifade etti. Hareket korkusunun kronik bel ve boyun ağrısı yaşayanlarda, fibromiyalji hastalarında ve ortopedik ameliyat geçiren kişilerde daha sık görülebildiğini belirten Üstün, kişinin durumuna göre hazırlanan rehabilitasyon ve egzersiz programlarının günlük yaşama dönüşte önemli yer tuttuğunu kaydetti.

Kinezyofobi, kişinin hareket etmesi halinde yeniden ağrı yaşayacağını veya sakatlanacağını düşünerek bazı fiziksel aktivitelerden uzak durması şeklinde tanımlanıyor.Doç. Dr. Emine Işıl Üstün, uzun süre devam eden ağrının ardından kişinin hareket konusunda aşırı derecede temkinli davranabildiğini anlattı. Ağrı seviyesi azalsa bile geçmişte yaşanan deneyimin kişinin günlük hareketlerini sınırlayabildiğini ifade etti.Hareketten sürekli kaçınmak ise kişinin fiziksel kapasitesini olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlara göre kişinin yapabileceği hareketleri korku nedeniyle bırakması, tedavi ve günlük yaşama dönüş sürecini zorlaştırabiliyor.

Kinezyofobi Kimlerde Daha Sık Görülüyor?

Doç. Dr. Üstün, hareket korkusunun uzun süreli bel ve boyun ağrısı bulunan kişilerde daha sık görülebildiğini söyledi. Fibromiyalji hastaları ile ortopedik operasyon geçiren kişiler de kinezyofobi açısından değerlendirilen gruplar arasında bulunuyor.Ameliyat geçiren bazı hastaların operasyon yapılan bölgeye zarar verme düşüncesiyle hareketlerini gereğinden fazla sınırlayabildiğini belirten Üstün, hareketsizliğin ağrının artmasına katkıda bulunabileceğini ifade etti.Ağrı arttığında kişinin hareket etmekten daha fazla kaçınması da ağrı ve korku arasında tekrarlayan bir döngünün oluşmasına yol açabiliyor.Kinezyofobinin kişinin günlük yaşamındaki etkileri de farklı şekillerde görülebiliyor. Eğilme, ayağa kalkma veya normal şartlarda yapılabilecek fiziksel aktivitelerden kaçınma davranışı ortaya çıkabiliyor.

Kişiye Özel Egzersiz Programı Önem Taşıyor

Hareket korkusunun doğru yaklaşımla ele alınabileceğini belirten Doç. Dr. Üstün, kişinin fiziksel aktivitelerden tamamen uzaklaşması yerine sağlık durumuna göre hazırlanan programlarla hareket etmeye başlaması gerektiğini söyledi.Egzersizlerin kişinin mevcut sağlık durumu ve fiziksel kapasitesine göre planlanması gerekiyor. Günlük hayata dönüşün de kademeli şekilde gerçekleştirilmesi öneriliyor.Bazı kişilerde rehabilitasyon programına psikolojik desteğin de dahil edilebildiğini anlatan Üstün, kronik ağrı yaşayan hastalarda kişiye özel yaklaşımın önemine dikkat çekti.Uzun süren ağrı nedeniyle günlük hareketlerden kaçınan kişilerin kendi başına yoğun egzersize başlamak yerine sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmesi ve uygun rehabilitasyon programının belirlenmesi gerekiyor.