Ankara’da “uyuşturucu ihbarı var” diyerek girdiği evde A.A’ya cinsel saldırıda bulunduğu gerekçesiyle yargılanan polis memuru H.K. hakkında gerekçeli karar açıklandı. Ankara 54. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı “basit cinsel saldırı” suçundan 7 yıl 6 ay, “konut dokunulmazlığını ihlal” suçundan ise 10 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Mahkeme, gerekçeli kararında mağdurun anlatımının tanık beyanları, kamera kayıtları ve dosya kapsamındaki diğer delillerle doğrulandığını belirtti. Kararda, sanığın kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullandığı vurgulandı. Tutuklu bulunduğu süre dikkate alınarak 22 Nisan’daki duruşmada tahliye edilen sanık hakkında hükmün gerekçesi kamuoyuyla paylaşıldı.
Mahkeme, olay günü yüksek sesli müzik ihbarı üzerine sanık ve ekip arkadaşının A.A’nın evine gittiğini, herhangi bir arama kararı olmamasına rağmen sanığın eve girdiğini kaydetti. Sanığın “mağdur beni eve davet etti” yönündeki savunması mahkeme tarafından inandırıcı bulunmadı. Amirlerine ya da savcılığa bilgi verilmemesi ve komşu çağrılmaması da değerlendirmede dikkate alındı.
Mağdurun Anlatımı Delillerle Desteklendi
Gerekçeli kararda, A.A’nın olayın hemen ardından panik halde komşularına sığındığı ve benzer içerikte ifadeler kullandığı belirtildi. Tanık beyanlarının birbiriyle örtüştüğü, mağdurun anlatımının samimi ve tutarlı olduğu ifade edildi. Kamera kayıtlarında A.A’nın apartmandan panik halde çıktığı, sanığın ise peşinden gittiği görüldü.
Mahkeme, mağdurun olay sırasında aktif direnç göstermemesinin suçun oluşmadığı anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Polis kimliğinin mağdur üzerinde baskı oluşturduğu, mağdurun korku nedeniyle tepki veremediği ve bu durumun rıza olarak değerlendirilemeyeceği kaydedildi.
Savunmadaki Çelişkiler Kararda Yer Aldı
Kararda, sanığın ifadelerinde çelişkiler bulunduğu belirtildi. Emniyette verdiği ifadeyle mahkemedeki beyanları arasında farklılıklar olduğu kaydedildi. Sanığın olay sırasında telefon ve telsizinin yanında olmadığı yönündeki savunması hayatın olağan akışına uygun bulunmadı.
Mahkeme, sanığın polis kimliğini kullanarak mağdur üzerinde otorite kurduğunu ve bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 102/3-b maddesi uyarınca cezanın artırılmasına karar verdi. Yargılama süreci kararın ardından hukuki prosedür çerçevesinde devam edecek.
