Kanser riskini artırdığı bilinen etkenlere benzer düzeyde maruz kalan insanların neden farklı sağlık sonuçları yaşadığı bilim dünyasının uzun süredir araştırdığı konular arasında bulunuyor. Yıllarca sigara kullandığı halde kansere yakalanmayan kişiler görülürken benzer şartlardaki başka kişilerde hastalık gelişebiliyor. Cell dergisinde yayımlanan yeni değerlendirme, söz konusu farklılığın anlaşılmasına yardımcı olabilecek bağışıklık mekanizmasına dikkat çekiyor. Araştırmacılar, bağışıklık sistemi tarafından üretilen ve otoantikor adı verilen bazı antikorların kansere karşı duyarlılıkta veya hastalığın ilerleyişinde rol oynayabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Otoantikorlar daha çok bağışıklık sisteminin sağlıklı hücre ve dokulara yöneldiği hastalıklarla ilişkilendirilirken yeni bilimsel yaklaşım, bazı türlerin kanser hücrelerinin tanınmasına katkı sağlayabileceğini gündeme getiriyor. Araştırmacılar henüz otoantikorların insanları kanserden koruduğunu kesin olarak ortaya koymuş değil. Çalışmaların ilerleyen aşamalarında kansere karşı koruyucu olabilecek bağışıklık özelliklerinin belirlenmesi hedefleniyor.

Bağışıklık sistemi virüs, bakteri ve farklı tehditlere karşı antikor adı verilen proteinlerden yararlanıyor. Antikorlar yabancı yapıları tanıyarak bağışıklık sisteminin harekete geçmesine yardımcı oluyor.

Otoantikorlar ise kişinin kendi hücrelerine veya proteinlerine yönelen antikorlar olarak biliniyor. Geçmişte ağırlıklı olarak otoimmün hastalıklarla ilişkilendirilen söz konusu yapıların bazı türlerinin farklı işlevler üstlenebileceği düşünülüyor.

Araştırmacıların üzerinde durduğu ihtimale göre bazı otoantikorlar kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından fark edilmesine yardımcı olabilir. Söz konusu ihtimal doğrulanırsa yüksek risk taşımasına rağmen kansere yakalanmayan insanların biyolojik farklılıklarını anlamak adına yeni kapı açılabilir.

Çalışmanın yazarları arasında bulunan UT Southwestern’deki Children's Medical Center Research Institute’dan Prof. Jean-Laurent Casanova ve araştırma ekibi, kansere karşı koruma sağlayabilecek veya hastalığın ilerleyişini etkileyebilecek otoantikorları belirlemeyi amaçlıyor.

Otoantikorlar Kanserden Koruyabilir Mi?

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkan Doğan, yoğun sigara kullanımı, genetik yatkınlık veya kanserojen maddelere maruz kalmaya rağmen bazı kişilerin kansere yakalanmamasının önemli bilimsel araştırma konusu olduğunu belirtti.

Doğan’a göre otoantikorlar söz konusu farklılığın belirli kısmını açıklayabilir. Ancak mevcut bilimsel veriler, kansere yakalanmayan insanların otoantikorlar sayesinde korunduğunu söylemek için yeterli değil.

Kanserin ortaya çıkmasında genetik yapı, çevresel etkenler, yaşam tarzı, hücresel onarım sistemleri, bağışıklık yanıtı ve tümör mikroçevresi dahil çok sayıda faktör birlikte rol oynuyor. Araştırmacılar da koruyucu etkinin tek mekanizmayla açıklanamayacağını değerlendiriyor.

İlerleyen araştırmalarda yoğun sigara kullanımına rağmen kansere yakalanmayan kişiler, 100 yaşını aşmış insanlar ve kanser riskini artıran genetik özelliklere sahip grupların antikor profillerinin karşılaştırılması planlanıyor.

Araştırmalardan elde edilecek veriler sayesinde kansere karşı doğal korumayla bağlantılı olabilecek bağışıklık özelliklerinin daha ayrıntılı şekilde ortaya çıkarılması amaçlanıyor.

Bağışıklık sistemi açısından önemli diğer nokta ise sistemin yalnızca güçlü veya zayıf şeklinde değerlendirilmemesi. Prof. Dr. Erkan Doğan’a göre bağışıklık yanıtının dengeli, kontrollü ve doğru hedefe yönelmesi gerekiyor.

Kanser hücrelerinin tanınarak ortadan kaldırılmasına yardımcı olan bağışıklık yanıtı avantaj sağlayabilirken sağlıklı dokulara yönelen kontrolsüz yanıt otoimmün hastalıkların ortaya çıkmasına yol açabiliyor.

Gelecekte Kan Testiyle Kanser Riski Belirlenebilir Mi?

Araştırmalar ilerledikçe kandaki antikor profillerinin kişisel kanser riskinin değerlendirilmesinde kullanılması ihtimali de gündeme geliyor. Prof. Dr. Erkan Doğan’a göre söz konusu yöntem teorik açıdan mümkün görülüyor ancak klinik kullanım için kapsamlı araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.

Belirli otoantikorların belirli kanser türlerine karşı koruyucu etkisinin farklı toplumlarda ve geniş katılımlı çalışmalarla doğrulanması gerekiyor. Gelecekte geliştirilebilecek testlerin yalnızca antikor seviyesine dayanması da beklenmiyor.

Yaş, genetik özellikler, sigara kullanımı, aile öyküsü ve diğer risk faktörlerinin antikor profiliyle beraber değerlendirilmesiyle kapsamlı biyobelirteç panelleri geliştirilebilir. Böyle yöntemler gelecekte yüksek risk taşıyan kişilerin daha erken belirlenmesine ve tarama programlarının kişiye göre düzenlenmesine katkı sağlayabilir.

Mevcut aşamada otoantikor temelli kan testi rutin kanser taramalarının yerine geçmiş değil. Araştırmanın bulguları da sigara veya diğer kanserojenlere maruz kalmanın güvenli olduğu anlamına gelmiyor.

Prof. Dr. Erkan Doğan, günümüzde kanser riskini azaltmaya yönelik bilinen sağlık önerilerinin geçerliliğini koruduğunu belirtiyor. Sigara kullanmamak, alkol tüketmemek veya sınırlamak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, dengeli beslenmek ve kişisel risk durumuna uygun kanser taramalarını takip etmek söz konusu adımlar arasında bulunuyor.