Türkiye’nin Somali’ye kurmayı planladığı uzay limanı projesi son dönemde yeniden gündemde. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın açıklamalarıyla projenin detayları netleşirken, bu önemli adımın neden Türkiye toprakları yerine Afrika’nın doğu kıyısında hayata geçirileceği merak konusu oldu. Yapılan fizibilite raporları ve teknik analizler, kararın hem teknik hem de stratejik açıdan avantajlara dayandığını gösteriyor.

Uydu ve roket fırlatma operasyonlarında fırlatma noktasının ekvatora yakınlığı büyük önem taşıyor. Dünya’nın dönüş hızından maksimum seviyede faydalanabilmek için fırlatmaların düşük enlemlerden, özellikle ekvatora yakın bölgelerden yapılması gerekiyor. Türkiye ise orta enlemlerde yer alıyor ve bu durum roketlerin daha fazla yakıt kullanmasına, daha az yük taşımasına ve operasyonların maliyetli hale gelmesine yol açıyor.

Ayrıca Türkiye’nin yerleşim yoğunluğu, hava trafiği ve sınırlı güvenli deniz koridorları nedeniyle güvenli fırlatma rotaları oluşturmak oldukça zor. Bu nedenle, fırlatma sonrası düşecek roket kademelerinin risk oluşturmaması için geniş ve insansız alanlara ihtiyaç duyuluyor. Somali ise Hint Okyanusu kıyısında yer alan geniş tahsis alanı, açık deniz koridorları ve yıl boyunca uygun hava koşullarıyla bu ihtiyaçlara ideal çözümler sunuyor.

Somali Üssü Hem Ticari Hem Savunma Amaçlı Kullanılacak

Somali’de inşa edilecek uzay limanı, yalnızca sivil uydu fırlatmaları için değil, aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayi testleri için de kullanılacak. Özellikle uzun menzilli sistemlerin test edilmesi için okyanusa doğru geniş bir menzil sunan bu coğrafya, Karadeniz gibi sınırlı alanlara göre büyük avantaj sağlıyor. Proje, aynı zamanda Türkiye'nin Milli Uzay Programı’ndaki “Uzaya Erişim ve Uzay Limanı” hedefi doğrultusunda ilerliyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen projede, Türkiye Uzay Ajansı (TUA), Roketsan, DeltaV, Fergani Uzay ve TUSAŞ gibi kurumların katkılarıyla kritik teknolojiler geliştiriliyor. Somali üssünün yalnızca Türkiye’nin değil, aynı zamanda küresel uzay pazarının da hizmetine sunulması planlanıyor. Artan ticari uydu fırlatma talebini karşılamayı hedefleyen tesis, uzun vadede gelir sağlayan stratejik bir altyapıya dönüşmeyi amaçlıyor.