Danimarka Türk Müteahhitleriyle Afrika İ̇şbirliğini Genişletmek İ̇stiyor

Danimarka'nın İstanbul Başkonsolosu Jakob Andersen, rüzgar enerjisi, su yönetimi ve enerji verimliliğinde iki ülke arasında önemli fırsatlar bulunduğunu belirtti. Andersen, Danimarka'nın teknolojisi ve yeşil finansman imkanlarını Türk müteahhitlerinin deneyimiyle birleştirerek Türkiye ve Afrika'da ortak projeler geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Danimarka Türk Müteahhitleriyle Afrika İ̇şbirliğini Genişletmek İ̇stiyor

Danimarka'nın İstanbul Başkonsolosu Jakob Andersen, Türkiye ile Danimarka arasında rüzgar enerjisi, su ve atık su yönetimi ile enerji verimliliği alanlarında güçlü işbirliği imkanları bulunduğunu ifade etti. Andersen, Danimarka'nın teknoloji ve yeşil finansman kapasitesini Türk mühendislik, müteahhitlik ve mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) şirketlerinin deneyimiyle buluşturmak istediklerini söyledi.

WindEnergy Hamburg kapsamında Anadolu Ajansı muhabirine açıklamalarda bulunan Andersen, iki ülke arasındaki işbirliği potansiyelinin dikkat çekici seviyede olduğunu belirtti. Danimarkalı şirketlerin Türkiye'ye ilgisini artırmak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini aktaran Andersen, Türkiye'nin geniş enerji piyasası ile yenilenebilir enerji alanındaki gelişiminin Danimarkalı firmalar için önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi.

Su Yönetiminde Verimlilik Fırsatı

Andersen, su ve atık su yönetiminin iki ülke arasındaki ortak çalışmalar açısından öne çıkan alanlardan biri olduğunu kaydetti. Danimarka'da gelir getirmeyen su oranının yaklaşık yüzde 7 düzeyinde bulunduğunu belirten Andersen, Türkiye'de ise bu oranın yüzde 40'a kadar çıkabildiğini söyledi.

Su kayıplarının azaltılmasının Türkiye için önemli bir verimlilik alanı olduğuna dikkati çeken Andersen, atık su tesislerinin Danimarka'da yalnızca arıtma altyapısı olarak değerlendirilmediğini anlattı. Bu tesislerin aynı zamanda kaynak ve enerji üretim noktaları olarak ele alındığını belirten Andersen, kullanılan enerjiden daha fazlasını üretebilen atık su tesisi modellerinin Türkiye'de de geliştirilebileceğini ifade etti.

Gıda Üretiminde Enerji Tüketimi

Danimarka Başkonsolosu, iki ülke arasında işbirliği yapılabilecek diğer bir alanın gıda üretiminde enerji verimliliği olduğunu söyledi. Özellikle süt üretiminde enerji tüketimi bakımından ciddi farklılıklar bulunduğunu belirten Andersen, Türkiye'de 1 litre süt üretimi için Danimarka'ya kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla enerji harcandığını aktardı.

Bu farkın temel nedenlerinden birinin enerji verimliliğine yapılan yatırımlar olduğunu dile getiren Andersen, Danimarka'da enerji maliyetlerinin yüksek olmasının şirketleri üretim süreçlerini daha verimli hale getirmeye yönelttiğini kaydetti. Andersen, bu süreçte ekonomik büyüme ile enerji tüketiminin birbirinden ayrıştırılabildiğini, enerji tüketimi azalırken gayrisafi yurt içi hasılanın arttığını ve şirketlerin enerji üretimiyle tüketimini optimize etmek zorunda kaldığını söyledi. Bu deneyimin Danimarka açısından önemli bir verimlilik birikimi oluşturduğunu belirtti.

Rüzgar Enerjisinde Ortaklık Arayışı

Andersen, Danimarka'nın rüzgar enerjisindeki uzmanlık ve deneyimini stratejik ortaklıklar, şirket kurulumu ve üretim başlıklarıyla Türkiye'ye taşımak için aktif çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. Türkiye'de rüzgar türbinlerinin yaşlanmasıyla servis ve satış sonrası hizmetler alanında çok sayıda Danimarka firmasını Türkiye'ye getirdiklerini belirten Andersen, bu firmaların önümüzdeki yıllarda da Türkiye'ye gelmeye devam edeceğini söyledi.

Afrika Projelerinde Stratejik Ortaklık Hedefi

Danimarka'nın Türkiye'deki çalışmalarında büyük enerji müteahhitleri ile EPC şirketleriyle işbirliğine stratejik önem verdiğini anlatan Andersen, Danimarkalı şirketlerin Afrika'daki yeni iş fırsatlarına ulaşmakta zorlandığını, Türk müteahhitlerinin ise bölgede daha güçlü bir proje ve iş ağına sahip olduğunu belirtti.

Bu farklılıkları birbirini tamamlayacak şekilde değerlendirmek istediklerini söyleyen Andersen, Türk EPC şirketlerinin enerji projelerinin yanı sıra yol ve diğer sürdürülebilir altyapı yatırımlarında da güçlü deneyime sahip olduğunu kaydetti. Afrika pazarına erişim açısından Türk şirketlerinin önemli bir potansiyel taşıdığını belirten Andersen, işbirliği imkanlarının değerlendirildiği teknik gezi kapsamında 14 Türk inşaat şirketinin eylülde Danimarka'yı ziyaret ettiğini aktardı.

Andersen, Danimarkalı şirketlerin Türkiye üzerinden Afrika'daki projelere ulaşmak ve Türk EPC firmalarıyla stratejik ortaklıklar kurmak istediğini söyledi. Bu kapsamda Danimarka teknolojisi ve yeşil finansman imkanlarıyla Türk müteahhitlerini Türkiye'de ve Afrika'da bir araya getirmeye çalıştıklarını ifade etti.

Biyogaz Ve Atıktan Enerji

Danimarka'nın biyogaz enerjisi alanında önemli bir bilgi birikimine sahip olduğunu belirten Andersen, Türkiye'nin de bu alanda güçlü bir kapasitesi bulunduğunu dile getirdi. Danimarka'da bölgesel enerji sistemleri ile atıktan enerji üretiminin yaygın olduğunu aktaran Andersen, atıkların yakılmasının tek başına yeşil dönüşüm olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Andersen, bu uygulamaların diğer sürdürülebilirlik teknolojileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

COP31 İşbirliği İçin Platform Olacak

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 kapsamında Başkonsolosluğun, özellikle Danimarka ve Türk iş dünyası arasındaki çalışmalara katkı sunacağını belirten Andersen, Danimarka'nın Ankara Büyükelçiliği, İstanbul Başkonsolosluğu ve ilgili ticari yapılanmalar arasında görev paylaşımı bulunduğunu anlattı.

Büyükelçiliğin diplomatik ve protokol çalışmalarını yürüttüğünü, İstanbul Başkonsolosluğunun ise iş dünyası ve ticari işbirliği alanlarına odaklandığını ifade eden Andersen, COP31'in enerji dönüşümü, enerji verimliliği, sürdürülebilir altyapı ve yeşil finansman konularında iki ülke şirketleri arasında yeni bağlantılar kurulmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Andersen, Danimarka'nın Türkiye'ye yaklaşımının yalnızca belirli bir teknoloji veya tek bir projeyle sınırlı olmadığını belirterek rüzgar enerjisinden su yönetimine, enerji verimliliğinden sürdürülebilir altyapıya kadar farklı sektörlerde uzun vadeli işbirliği imkanları bulunduğunu değerlendirdi.