Uzay teknolojileri alanında rekabet her geçen gün daha da sertleşirken, Çinli şirketlerden dikkat çekici bir adım geldi. Çin, önümüzdeki yıllarda alçak Dünya yörüngesine 200 binden fazla internet uydusu göndermeyi planlıyor. Bu kapsamda hazırlanan onlarca yeni proje dosyası, radyo frekansları ve yörünge tahsisleri için Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne (ITU) sunuldu. En dikkat çeken projeler arasında, her biri yaklaşık 96 bin uydudan oluşacak olan CTC-1 ve CTC-2 yer alıyor.
Bu gelişme, SpaceX’in Starlink ağıyla hız kazanan internet uydusu yarışında, Çin’in stratejik pozisyonunu güçlendirme hedefi taşıyor. Mevcut durumda Starlink ağı, alçak yörüngedeki uydu sayısı bakımından açık ara önde. Ancak Çin'in bu adımı, yörüngedeki dengeyi değiştirme potansiyeline sahip.
Alçak Yörüngede Rekabet Kızışıyor
Dünya yörüngesi, sınırlı radyo frekansları ve yörünge pozisyonları nedeniyle stratejik bir yarış alanına dönüşmüş durumda. SpaceX’in aktif hale getirdiği binlerce uydu sayesinde, şu an için üstünlük ABD’nin elinde. FCC, şirketin ikinci nesil Starlink uydularından 7.500 adet daha fırlatılmasına onay verdi. Nihai hedef ise toplamda 42 bin uyduya ulaşmak.
Bu gelişmelere karşılık Çin, alternatif projelerle yörüngedeki yerini sağlamlaştırmayı amaçlıyor. China Mobile tarafından önerilen 2.520 uyduluk L1 takımyıldızı, Shanghai Spacecom’un 1.296 uyduluk girişimi ve 13 bin uyduyla planlanan Guowang ağı bu hedefin bir parçası. Qianfan takımyıldızı ise 2030 yılına kadar 15 bini aşan uydu sayısıyla Çin’in uzun vadeli planlarını ortaya koyuyor.
Uzay trafiğindeki bu hızlı artış, çarpışma risklerini de beraberinde getiriyor. Aralık ayında bir Starlink uydusunda meydana gelen kontrol kaybı, bu riskin boyutunu gözler önüne serdi. SpaceX, bu nedenle 4.400 uydunun yörüngesini düşürme kararı aldı. Yörüngedeki aşırı kalabalık, özellikle uzun ömürlü ağların sürdürülebilirliği açısından yeni önlemler gerektiriyor.
ITU kurallarına göre, yapılan başvuruların geçerli olabilmesi için belirli süreler içinde adım atılması gerekiyor. Bu kapsamda, başvurudan sonra yedi yıl içinde sistemin faaliyete geçmesi, ilk iki yıl içinde ağın yüzde 10’unun, beş yılda yüzde 50’sinin, yedi yıl sonunda ise tamamının devreye alınması şart koşuluyor. Çin'in sunduğu projelerin bu kurallara uyum sağlayıp sağlayamayacağı ise merakla bekleniyor.
