Yargıtay, kadın çalışanların süt izni hakkını güçlendiren ve işverenlere yaptırım getiren önemli bir karara imza attı. Karara göre, çalışan annelere tanınan günlük 1,5 saatlik süt izni hakkı işveren tarafından kullandırılmadığında, işveren hem idari para cezası ödeyecek hem de bu süreye ait ücretleri yüzde 50 zamlı olarak çalışanına ödemek zorunda kalacak.

Günlük 1,5 Saat Süt İzni Yasayla Korunuyor

4857 sayılı İş Kanunu'na göre, bir yaşını doldurmamış çocuğu olan kadın çalışanlar, her iş gününde 1,5 saat süt izni hakkına sahiptir. Bu süre içinde anneler, çocuklarının bakımını üstlenebilmeleri için işyerinden izinli sayılır. Mevzuat uyarınca bu iznin hangi saatlerde kullanılacağına kadın çalışan karar verir. Ancak, süt izninin toplu olarak kullanılması yalnızca işverenin onayıyla mümkün olabilir.

Kullanılmayan Süt İzni İçin Ek Ödeme Zorunluluğu

Yargıtay’ın aldığı bu kararla birlikte, süt iznini engelleyen ya da kullandırmayan işverenler yalnızca idari yaptırımla karşı karşıya kalmayacak. Aynı zamanda, çalışanın kullanamadığı izin süresi için yüzde 50 zamlı ücret ödemekle de yükümlü olacak. Bu durum, işverenin süt iznini fiilen kullandırmaması halinde maddi bir sorumluluk doğuracak.

21 Bin TL’yi Aşan İdari Para Cezası

Karar kapsamında ayrıca, süt izni hakkını tanımayan işverenlere 21.213 TL tutarında idari para cezası uygulanacak. Ceza, her bir çalışan için ayrı ayrı kesilecek. Bu durum, özellikle büyük ölçekli işletmelerde ciddi bir mali yük anlamına geliyor. Uzmanlara göre bu yaptırım, işverenleri mevzuata uygun davranmaya teşvik edecek nitelikte.

SGK Uzmanından Açıklama

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan SGK Başuzmanı İsa Karakaş, İstanbul Ticaret Gazetesi’ne yaptığı açıklamada kararın emsal niteliği taşıdığını vurguladı. Karakaş’a göre bu karar, yalnızca çalışan anneleri korumakla kalmıyor; aynı zamanda işverenin sorumluluklarını da netleştirerek iş barışını güçlendirmeye katkı sağlıyor.

Kadın Çalışanlar İçin Güvence

İş hayatında kadın istihdamının arttırılması ve mevcut çalışanların haklarının korunması açısından bu karar, önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Hem işverenin cezai yaptırımlarla karşılaşma riski hem de çalışanların haklarını daha bilinçli talep edebilme olanağı, bu süreci daha adil hale getirecek.