Hakemlik Soruşturması Türk Futbolunun İtibarını Tartışmaya Açtı

İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile hakem ve gözlemcilerin de aralarında bulunduğu 7 şüpheli gözaltına alındı. Fanatik yazarı ve eski hakem Deniz Çoban, soruşturmanın Türk hakemliği ve futbolunun itibarı üzerindeki etkisini değerlendirdi.

Hakemlik Soruşturması Türk Futbolunun İtibarını Tartışmaya Açtı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Resmi Belgede Sahtecilik” soruşturması, Merkez Hakem Kurulu (MHK) yönetimi ve hakemlik camiasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Bir mağdurun ifadesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında “mobbing” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarına ilişkin inceleme yürütüldü.

Soruşturma sürecinde açık kaynak çalışmaları, MASAK ve HTS incelemeleri, müşteki ve tanık ifadeleri ile bilirkişi tespitleri değerlendirildi. Bu çalışmaların ardından MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile bazı MHK üyeleri, hakemler ve gözlemcilerin suçla bağlantılı olabileceği değerlendirildi. İstanbul merkezli 4 ilde 7 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi ve şüphelilerin tamamı gözaltına alındı.

Gelişmelerin ardından Fanatik Gazetesi yazarı ve eski hakem Deniz Çoban, soruşturmayı köşesine taşıdı. Çoban, yaşananların yalnızca saha içindeki hakem tartışmalarıyla sınırlı kalmadığını, Türk futbolunda uzun süredir konuşulan yönetimsel sorunların adli boyuta taşındığını savundu.

“Yönetimsel Açıdan En Zayıf Dönemlerden Biri”

Çoban, yazısında Türk futbolunun saha içindeki tartışmaların ötesinde, adliye koridorlarına taşınan kritik bir krizle karşı karşıya olduğunu belirtti. MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, bazı kurul üyeleri ve dernek yöneticileri hakkında yürütülen soruşturma kapsamında atılan adımların, hakemlik camiasında uzun süredir dile getirilen yönetsel krizi görünür hale getirdiğini ifade etti.

Eski bir hakem olarak değerlendirmede bulunan Çoban, Ferhat Gündoğdu dönemini Türk hakemliği tarihinin yönetimsel açıdan en zayıf ve en karmaşık süreçlerinden biri olarak nitelendirdi. Çoban, Gündoğdu’nun ilk görev döneminde bazı hakemlerin herhangi bir somut gerekçe sunulmadan görevden uzaklaştırıldığını ve bu kararların camia içinde ciddi huzursuzluk yarattığını aktardı.

Hakemlerin, Tahkim Kurulu’nun kararıyla görevlerine dönmesinin ardından Gündoğdu’nun ilerleyen süreçte istifa etmek zorunda kaldığını hatırlatan Çoban, ikinci kez göreve gelişinden sonra benzer kararların yeniden uygulanmasının ve ısrarcı tutumun organizasyon içindeki dengeleri bozduğunu ileri sürdü.

“Güven Duygusu Zedelendi”

Çoban’a göre merkeziyetçi ve eleştiriye kapalı yönetim anlayışı, hakemlik camiasının temel unsurlarından biri olan güven duygusunu derinden sarstı. Soruşturmaya konu olan atama süreçleri ve yönetimsel iddiaların, sahada görev yapan hakemlerin çalışma ortamını daha da zorlaştırdığını belirten Çoban, mevcut tablonun yalnızca kurum içi bir mesele olmadığını vurguladı.

Yaşananların Türk futbolunun uluslararası arenadaki imajını da etkilediğini ifade eden Çoban, gelişmelerin hem Türk futbolunun hem de Türk hakemliğinin dünyadaki itibarına zarar verdiğini söyledi. Lig markasının hassas dengeler üzerinde ilerlediğini belirten Çoban, oluşan güven kaybının yeniden giderilmesinin uzun yıllara yayılabilecek bir sürece dönüşebileceği görüşünü dile getirdi.

Soruşturmanın hukuki boyutunun nasıl sonuçlanacağını zamanın göstereceğini belirten Çoban, Türk hakemliğinin bu krizden ağır bir yıpranmayla çıkacağını savundu. Saha içinde adaleti temsil etmesi gereken bir kurumun yönetim süreçleriyle gündeme gelmesinin, sistemin köklü bir yenilenmeye ihtiyaç duyduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Çözüm İçin Şeffaflık Ve Liyakat Vurgusu

Deniz Çoban, çözümün yalnızca yönetim kadrolarının değiştirilmesiyle sağlanamayacağını belirtti. Çoban’a göre öncelikli adım, kişilere bağlı olmayan, şeffaf, denetlenebilir ve liyakat odaklı bağımsız bir yapının kalıcı şekilde oluşturulması olmalı.

Eski hakem, aksi durumda isimler değişse bile Türk futbolunda süregelen yaranın sarılamayacağını ifade etti. Soruşturmanın hukuki sonucu beklenirken, hakemlik yönetimine ilişkin tartışmaların ve güven sorunlarının Türk futbolunun gündemindeki yerini koruyacağı değerlendiriliyor.